Forumdan Haberler
| Yeni Konular |
Gönderen |
İzlenme |
Yanıt |
Son Gönderen |
|---|
Sugören'den Haberler (Son Mesaj) |
|
|
Sugören Yeşil-Mavi H ... |
|
17 |
1 |
admin 01. 07. 2009 - Saat 06:20:31 |
Sugören Yeşil-Mavi Halı Saha Turnuvası |
 Sugörenli
admin |
Sugören.NET olarak uzun zamandır planladığımız "Sugören Yeşil-Mavi Halı Saha Turnuvası" ile Sugörenlileri farklı bir organizasyonda bir araya getirmeyi, yoğun iş temposunun içinde bir nebze olsun eğlenceli vakit geçirtmeyi amaçlıyoruz.
Sugören adını layık olduğu yere taşımak Sugören için birşey yapmak adına yürüdüğümüz bu yolda pek tabiki hatalarımız olabileceğini kabul ediyor, sizlerin de desteğiyle "Sugören Yeşil-Mavi Halı Saha Turnuvası"'nı da en az hata ile organize etmek istiyoruz.
Hiç bir etkinliğin emek harcamadan olmayacağını kabul ederek turnuva boyunca her türlü yapıcı fikre açık olduğumuzu belirtmek isteriz. Ancak şu da bir gerçek ki herkesin farklı bir şey isteyeceği ortamda orta yolu bulup en faydalı çözümü üretmek en akılcı olanıdır.
Sugörenin değerli insanlarına güzel dakikalar yaşatmak, birbirinden heyecanlı, birbirinden çekişmeli maçlar seyrettirmek, birlik ve beraberliğimizi perçinlemek amasıyla organize edilen bu turnuva ile ilgili yapıcı bütün eleştiri ve fikirlerinizi sitemiz aracılığıyla veya Organizasyon Sorumluları Taner KÜLÜŞLÜ, Vedat KOLPAR ve Adem APAYDIN'a iletebilirsiniz.
10 Temmuz Cuma Akşamı saat 23:00'da Genç Cafe'de kura çekimi yapılacak ve fikstürler belirlenecektir. _________________Nicelik Değil Nitelik Esastır!! |
| Başlıktaki diğer mesajlar için buraya tıklayınız. |
Sugören'den Haberler (Son Mesaj) |
|
|
Basında Sitemiz... |
|
11018 |
218 |
admin 30. 06. 2009 - Saat 01:30:33 |
Basında Sitemiz... |
 Sugörenli
admin |
Ressam Mete “4 Mevsim Yalova”yı anlattı
http://haberci.com.tr/Haber/Ressam-Mete-4-Mevsim-Yalovayi-anlatti.aspx _________________Nicelik Değil Nitelik Esastır!! |
| Başlıktaki diğer mesajlar için buraya tıklayınız. |
Serbest Kürsü (Son Mesaj) |
|
|
İş İlanları |
|
197 |
6 |
admin 29. 06. 2009 - Saat 00:32:00 |
İş İlanları |
 Sugörenli
admin |
1- DOSAB Sanayisinde faaliyet gösteren bir tekstil firmasında
Mühendislik Mimarlık fakültelerinin Kimya Müh.
Fen-Edebiyat Kimya Bölümü Mezunu Konusunda En az iki yıl tecrübeli,
Labaratuvarda Renk ayrımlarını yapabilecek
Bay, Bayan tecrübeli adaylar,
2- Yönetici Asıstanı, Bayan adaylar,
Tekstil Firmasında Faaliyet Gösteren bir firmada,
Tecrubeli veya Tecrubesiz bayan adaylar,
3- a- ) Bir kurumun farklı departmanlarında görevlendirlmek üzere
b- ) Mühendislik mimarlık fakültelerinden mezun,
c- ) İ.İ.B.F. Bölümlerinden mezun,
d- ) Fen - Edebiyat Fakültelerinden mezun,
Bay - Bayan Adaylar,
Sağlık problemleri olmayan,
26 Yaşından gün almamış Lisans mezunları aranmaktadır.
4- Stajyer :
Bursada faaliyet gösteren firmamızda 2009-2010 Eğitim - Öğretim Yıllları arasında
Lise son sınıfların aşağıdaki bölümlerinde okuyan,
Bilgisayar Programcılıgı,
Bilgisayar Donanım,
Büro Yönetimi ve Sekreterlik mezunu bay, bayan adaylar aranıyor.
İlgilenenler cvlerini tanerkuluslu@hotmail.com adresine gönderebilirler.. _________________Nicelik Değil Nitelik Esastır!! |
| Başlıktaki diğer mesajlar için buraya tıklayınız. |
Sugören'den Haberler (Son Mesaj) |
|
|
29 Mart Yerel Seçiml ... |
|
146 |
2 |
n_yalcinkaya 28. 04. 2009 - Saat 01:42:14 |
29 Mart Yerel Seçimleri Tebrik |
 Sugörenli
n_yalcinkaya |
merhabalar.
seçiim sonuçlarının ( biraz geçte olsa ) hayırlı olmasını diliyorum...
belki seçim öncesi söylenmesi gereken şeylerdi fakat o dönem siteye pek giremedim .
köyde beni çok rahatsız eden bir durum var.
'' PLANSIZ YAPILAN İŞLER ''
Örneğin şöyle bir düşünüyorum da çelik konstrüksiyonlu bir salon kaç köye nasip olmuştur. Cidden böyle bir ödeneği köyümüze getirnleri tebrik ediyorum..
Fakat bence böyle fırsatları iyi değerlendiremiyoruz .
Daha önceden kıyıda köşede kalmış biryere tuğla duvar örülüyor anfi düzeninde merdivenler oluşturulmaya çalışılıyor sonrada yapılan bir yanlışın üzerine yeni bir yanlış eklenerek üzerine çelik konstrüksiyon yapılıyor..
oysaki ben köyde böyle bir proje yapılacağını duyduğumda çok daha güzel düşünceler oluşmuştu kafamda.. yeniden bir planlamayla geleceğe dönük ihtiyaçlarında karşılanacağı , 4-5 sene sonra yetersiz kalamayan bir salon.. çünkü gördük zamanın da süper olan lokalin altındaki salon zamanla ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldı... Bu gibi yanlışları başka işlerde de yapmayalım, elimizdeki fırsatları iyi değerlendirelim diyorum..
|
| Başlıktaki diğer mesajlar için buraya tıklayınız. |
Yurttan ve Dünyadan Haberler (Son Mesaj) |
|
|
Yurttan ve dünyadan ... |
|
509 |
34 |
ozcanersoy 24. 04. 2009 - Saat 00:02:55 |
Yurttan ve dünyadan haberler |
 Sugörenli
ozcanersoy |
24 Nisan 2009 Basın Özeti
Türkiye ve Ermenistan arasında iki ülke ilişkilerini normalleştirmek için bir çerçeve üzerinde anlaşmaya varıldığı ve bu amaçla bir yol haritası belirlendiği haberi bugün iki İngiliz gazetesinde yer buluyor.
Guardian, "Türkiye ve Ermenistan, anlaşmazlığı sona erdirme yönünde ilerliyor." diyor.
"İlişkileri tamir etme yönündeki bu girişim, Ankara ile Erivan arasındaki buzların çözülmesi için neredeyse 20 yıldır görülen en önemli adım. Anlaşma, Türklerin 1915'teki Ermeni soykırımını kabul etmesini içermiyor. Ancak önkoşulsuz görüşmeler isteğini yansıtıyor."
Türk ve Ermeni dışişleri bakanlarının yakında İsviçre'de temaslarda bulunacaklarını da hatırlatan Guardian, adımın Amerikan Başkanı Obama'nın Türkiye ziyaretini izlediğine de dikkat çekiyor.
Gazete, Obama'nın Ermenilerin her yıl "soykırımın yıl dönümü" olarak andıkları gün olan bugün, konuyla ilgili bir açıklama yapmasının beklendiğini de belirtiyor.
İki ülke arasındaki ilişkilerin bu noktaya gelmesinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün futbol diplomasisinin de etkisi olduğunu ifade eden Guardian, Erivan'daki Kafkas Enstitüsü'nden Aleksandr İskenderyan'ın şu görüşlerine yer veriyor.
"Ermenistan'ın elit kesimleri bu süreci destekliyor. Bunu yapmanın tek yolu da soykırım sorununu siyasetten çekmekten geçiyor. Unutacağız demek değil bu. Ama sınırlarımızı kapatmamıza ya da temsilcilikler bulundurma-mamıza gerek yok. Erivan'da penceremden bakınca Türkiye'yi görüyorum. Herkes görüyor, 40 kilometre uzakta Türkiye. Ama sınırlar kapalı."
Guardian, haberinde, Türkiye-Ermenistan sınırının 15 yıldır kapalı olduğunu da okuyucularına hatırlatıyor.
Aynı konu Financial Times'ın sayfalarında da yer buluyor. Gazete, iki ülke arasında varılan anlaşmanın memnuniyetle karşılandığını yazıyor.
"Avrupa Komisyonu, 'Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi sürecini memnuniyetle karşılıyoruz. Komisyon her iki ülkenin de diplomatik çabalarını desteklemektedir.' açıklamasında bulundu. Amerikan hükümetinden üst düzey bir yetkili de, 'Bu önemli bir anlaşma, ama henüz çok kırılgan. İki hükümetin de bu anlaşmayı hayata geçirmesi gerekiyor. Her ikisi de şimdiye kadar dirayetli durdular ve övgüyü hak ediyorlar.' dedi."
Financial Times, haberinde anlaşmada kaydedilecek ilerlemenin Dağlık Karabağ sorununa ne kadar bağlı olacağının henüz bilinmediğine de işaret ediyor.
Ayrıca Azerbaycan'ın sınırın kapalı kalmasında ısrar ettiği hatırlatılıyor ve geçtiğimiz hafta Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'in Moskova'ya yaptığı ziyaretin Türkiye'nin olası bir ihanetinin doğalgaz satışlarının akıbetini etkileyebileceğini düşündürdüğünü yazıyor.
Eroğlu zaferinin olası etkileri
Economist dergisinde Kuzey Kıbrıs seçimlerine dair yer alan bir yorumda, "Milliyetçilerin seçim zaferi, adanın birleşmesi umutlarını söndürüyor." deniliyor.
Dergi, seçim sonuçlarının Türkiye'nin Avrupa Birliği müzakerelerine de zarar vereceği görüşünde.
"Türkiye'nin Kıbrıslı Rumlara hava ve deniz limanlarını açması için Aralık ayına kadar mühleti var. Ankara, Avrupa Birliği Kuzey Kıbrıs üzerindeki ticaret sınırlamalarını hafifletmedikçe, bu adımı atmayı reddediyor. Temmuz ayında birliğin dönem başkanlığını devralacak olan İsveç, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yeni bir tren kazasının önlenmesi için bir yol arayışında. Düşünülen adımlardan biri, Türkiye'nin sembolik bir ya da iki limanını açması."
Tasarruf çağı
Gazetelerin tümünün manşetini süsleyen haber, dün olduğu gibi, bugün de 2009 bütçesi. Maliye Bakanı Alistair Darling'in önceki gün açıkladığı bütçeyi inceleme fırsatı bulan gazeteler, özellikle öngörülen vergi artışlarına ve kamu harcamalarındaki kesintilere dikkat çekiyor.
Daily Telegraph, yeni doğmuş bir bebeğin resminin üzerinde, "Bu karmaşadan çıktığımızda, bu bebek 23 yaşında olacak." manşetini atıyor ve İngiltere'nin borçlanma rakamlarının 2032'ye kadar denetim altına alınamayağını yazıyor. Independent'ın manşeti ise "İngiltere'nin yeni tasarruf çağı".
"Bağımsız ve saygın bir kurum olan Mali Çalışmalar Enstitüsü, devletin kasasındaki 1,3 trilyon sterlinlik deliğin kapatılmasının maliyetinin büyük oranda kamu hizmetlerinden çıkarılacağını söylüyor. Enstitü, bütçe açığının kapatılmasının her bir aileye maliyetinin yılda 2840 sterlin olacağını, yıllık faturanın ise 90 milyar sterlini bulacağını belirtiyor."
Financial Times ise, yılda 150.000 sterlinden fazla kazananlar için getirilen yüzde 50'lik vergi oranının halk nezdinde İşçi Partisi'ne puan kazandırdığını yazıyor.
Ancak gazete, zenginlerin bu adımdan memnun olmadıklarını ve bir beyin göçü yaşanabileceği uyarısında bulunduklarını da belirtiyor.
Pakistan düşer mi?
Pakistan'da Taleban'ın ülkenin başkenti İslamabad'a giderek yaklaşması ve dün gece bir asker konvoyunu pusuya düşürerek Buner kentini ele geçirmeleri de İngiliz gazetelerinin geniş yer verdiği konular arasında bugün. Guardian, başyazılarından birini bu konuya ayırıyor.
"Pakistan hükümetinin Swat Vadisi'nde şeriat kanununun geçerli olmasını kabul etmesinden on gün sonra, Taliban savaşçıları öfkelerini vadinin dışına kustu ve İslamabad'a yaklaşık 100 kilometre mesafede olan Buner'e girdi. 650.000 nüfuslu Buner'in halkı için Taleban sadece kanun değil. Barikatlarda onlar var, sivil toplum örgütlerinin ofislerini terk etmesini istiyorlar ve onları yağmalıyorlar. Buner halkı için ülkenin kuzeybatısında zaten zayıf bir kavrama dönüşen Pakistan devleti sanal bir hal almış durumda. Pakistan, Taleban'ın kontrolüne geçer mi? Buna, ülkenin bazı kesimlerinin zaten Taliban'ın denetiminde olduğu yanıtını verebiliriz. Ancak, bu, Pakistan'ın bütünün tehlike altında olduğu anlamına gelmiyor."
Ankara ve Erivan'ın 'yol haritası'
Türkiye ve Ermenistan, ilişkilerini normalleştirmek için bir çerçeve üzerinde anlaşmaya varıldığını açıkladı.
Türkiye, Ermenistan ve İsviçre'nin ortak açıklamasında, Ankara ve Erivan'ın görüşmelerde bir ilerleme sağladığı belirtiliyor.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada da, iki ülkenin bu amaçla bir yol haritası belirlediği bildirildi.
Türkiye, Ermenistan'ın Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesini işgal etmesine tepki olarak 1993'te Ermenistan'a sınırlarını kapamıştı.
Dışişleri Bakanlığı'nın kısa açıklamasında şöyle denildi:
"Türkiye ve Ermenistan, İsviçre'nin arabuluculuğunda, ikili ilişkilerini normalleştirmek, iyi komşuluk ve karşılıklı saygı çerçevesinde geliştirmek ve bu suretle tüm bölgede barış, güvenlik ve istikrarı ileri götürmek amacıyla yoğun çaba göstermektedir.
"İki taraf, bu süreçte somut ilerleme ve karşılıklı anlayış sağlamış ve ikili ilişkilerinin her iki tarafı da tatmin edecek şekilde normalizasyonu için kapsamlı bir çerçeve üzerinde mutabık kalmışlardır. Bu çerçevede, bir yol haritası belirlenmiştir".
İsviçre arabuluculuğu
İki ülke arasında Ağustos 2007'den bu yana İsviçre'nin arabuluculuğunda Cenevre'de teknik düzeyde yapılan görüşmeler kısa bir süre önce tamamlanmıştı.
Amerikan basınında Türkiye'nin Ermenistan'a sınırı 16 Nisan'da açabileceği yolunda haberler çıkmış, ABD Başkanı Barack Obama da Nisan başındaki Türkiye ziyaretinde bu yönde bir çağrıda bulunmuştu.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev buna tepki olarak İstanbul'daki medeniyetler İttifakı zirvesine katılmaktan son anda vazgeçmiş, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bunun üzerine Karabağ sorunu çözülmeden Ermenistan'la nihai bir anlaşmaya onay vermeyeceklerini söylemişti.
Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasının Ermenilerin "soykırımın yıl dönümü" olarak kabul ettikleri 24 Nisan'dan hemen önce yapılması dikkat çekti.
ABD'nin tepkisi
Açıklama, Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın Türkiye ve Ermenistan arasındaki kendi ifadesiyle ''cesur uzlaşma çabalarını'' öven açıklamasından birkaç saat sonra yapıldı.
Amerikan Dışişleri daha sonra iki ülke arasındaki anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıkladı.
Anlaşmanın neler içerdiği konusunda hiçbir taraf açıklama yapmadı.
Ancak Türkiye'de adımın Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere konuyla ilgilenen üçüncü ülkelere "24 Nisan'da sürece zarar verecek adım atmaktan kaçının" mesajı içerdiği görüşü yaygın.
Futbol siyaseti
İki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesine yönelik çabalar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün geçen sonbaharda, iki ülke milli takımları arasındaki futbol maçını izlemek için Erivan'a gitmesiyle ivme kazanmıştı.
Maçın rövanşı 7 Ekim'de Türkiye'de.
Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, maça sınır kapısından geçerek gelmeyi umduğunu söylemişti.
Türkiye, Ermenistan'la ilişkilerin normalleştirilmesi sürecine paralel olarak Karabağ sorununda da ilerleme sağlanmasını istiyor.
Bu çerçevede Ankara'nın Karabağ işgalinin ardından kapanan Ermenistan sınırını açma planları Azerbaycan'da tepkiyle karşılanıyor.
Gül Aliyev'le görüştü
Azerilerin tepkisini yumuşatmaya çalışan Türkiye, Bakü'ye güvenceler verme arayışında.
Cumhurbaşkanı Gül'ün, Azerbaycan lideri İlham Aliyev ile bir telefon görüşmesi yaparak, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleştirilmesi süreci dahil, Kafkasya bölgesindeki gelişmeler konusunda görüş alışverişinde bulunduğu bildirildi.
Çankaya Köşkü'nden yapılan açıklamada ''İki devlet başkanı arasında geçen haftalar içinde gerçekleşen istişarelerin bir devamı niteliğindeki görüşmede, iki kardeş ülke arasındaki geleneksel anlayış, dayanışma ve yakın işbirliğinin önemi teyit edilmiş, bunun bölgenin istikrar ve refahına da katkıda bulunacağı tespiti yapılmıştır'' ifadesine yer verildi.
Bu arada Azerbaycan Savunma Bakanı Korgeneral Sefer Abiyev'in, yarın Türkiye'ye geleceği açıklandı.
Abiyev, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ve Savunma Bakanı Vecdi Gönül ile görüşecek.
Rice'tan 'su işkencesi'ne onay
Eski ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın ulusal güvenlik danışmanı olduğu dönemde, terör zanlılarına "su işkencesi" olarak adlandırılan sorgu yönteminin kullanılmasına onay verdiği ortaya çıktı.
Senato İstihbarat Komitesi'nin bulgularına göre, Rice 2002 yılında El Kaide zanlısı Ebu Zübeyde'ye su işkencesi uygulanmasına rıza göstermiş.
"Waterboarding" olarak da bilinen su işkencesiyle, bir yere sırtüstü yatırılarak elleri ve ayakları bağlanan zanlının yüzüne bir bez parçası kapatıldıktan belli aralıklarla su dökülerek boğulmakta olduğu hissi yaratılıyor.
Geçen hafta Amerika Birleşik Devletleri'nde yayınlanan belgeler, bu yöntemin aralarında Ebu Zübeyde ve Halid Şeyh Muhammed'in de bulunduğu zanlılara 266 kez uygulandığını ortaya koydu.
Eski Başkan Yardımcısı Dick Cheney, yöntemin sonuç verdiği görüşünde.
Son açıklanan ayrıntılar bu yönteme ilişkin zaman çizelgesini de ortaya çıkardı.
'Alternatif yöntemler'
Buna göre, Rice ve Bush yönetiminin diğer üst düzey yetkililerinin sorgulama konusunda "su işkencesi de dahil olmak üzere alternatif yöntemler" konusunda ilk kez Mayıs 2002'de bilgilendirildikleri anlaşılıyor.
CIA'nin bu yöntemleri Mart 2002'de Ebu Zübeyde üzerinde uygulamak istediği yine ortaya çıkan ayrıntılardan.
Dönemin CIA Başkanı George Tennet ile 2002 Temmuzu'nda görüşen Rice, "Adalet Bakanlığı'nın onaylaması şartıyla CIA'nin teklif ettiği sorguları yürütmesi tavsiyesi"nde bulunuyor.
Belgeler, bir yıl sonra da CIA'in, Rice, Cheney ve Adalet Bakanı John Ashcroft'un da aralarında bulunduğu yetkilileri su işkencesi ve diğer yöntemlerin uygulanması konusunda bilgilendirdiğini ortaya koyuyor.
Yöntemler
Senato raporu, yetkililerin CIA'ye yöntemlerin hukuki olduğunu ve yönetimin politikasını yansıttığını söylediklerine dikkat çekiyor.
CIA belgeleri Zübeyde'nin 83, 11 Eylül saldırılarının mimarı olduğu öne sürülen Halid Şeyh Muhammed'in de 183 kez su işkencesine maruz kaldıklarını ortaya koyuyor.
Diğer sorgu yöntemleri arasında bir hafta süren uykusuz bırakma, çırılçıplak soyunmaya zorlama da sayılıyor.
ALMANYA TÜRK KIZINA TESLİM
Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steienmeier, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları çerçevesinde Berlinli Türk çocukları makamında kabul etti.
Berlin'in Tempelhof, Schöneberg ve Kreuzberg semtlerinden gelen Erdem Şengül, Arsel Cem İlhan, Berna Alpbek ve Melisa Ovalı Bakan Steienmeier ile sohbet ederek isteklerini dile getirdi. Dışişleri bakanı koltuğuna oturan Melisa Ovalı dünyada hep barış olmasını dileyerek, "Dünyada hiç savaş olmasın. Çocukların hep barış içinde yaşamasını istiyorum." dedi. Ovalı ayrıca oturduğu semtte çocuklar için daha fazla spor salonların inşâ edilmesini istedi.
Sosyal Demokratların (SPD) Başbakan adayı Steienmeier çocuklara mesleği hakkında bilgi verdi. Küre maketinde gittiği yerlerden hatıralarını dile getiren Steinmeier, çocukların coğrafi bilgilerini de test etti. Çocukların, "Aşırı sağcılık ve yabancı düşmanlığı ile mücadele ediyor musunuz?" sorusuna Steinmeier, "Bu sorunla yakından ilgileniyorum. Almanya'nın her tarafında yabancı düşmanlığı ile mücadele ediyoruz." diye cevap verdi.
(CİHAN)
Cheney CIA tartışmasında
Amerika Birleşik Devletleri'nde Obama yönetiminin ''terör'' zanlılarına uygulanan işkence yöntemlerine ilişkin belgeleri açıklamasıyla başlayan tartışmaya eski başkan yardımcısı Dick Cheney de katıldı.
Cheney, CIA'nin ''su işkencesi'' olarak adlandırılan ''waterboarding'' gibi sert sorgu yöntemleri olarak nitelediği uygulamaların işe yaradığını gösteren belgeleri de açıklamasını istedi.
Cheney'e göre, dokümanların bu yöntemlerin başarılı sonuçlar verdiğini gösteren belgeleri de içermeden kamuoyuna açıklanmasının yanıltıcı olduğunu öne sürdü.
Cheney'in açıklamaları Başkan Barack Obama'nın Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA'yle yaşanan gerilim ardından kurumu ziyaret etmesini izliyor.
CIA merkezine yaptığı ilk ziyaretinde Obama, kuruma övgülerde bulundu ve vicdansız düşmanlara karşı mücadele etmenin ne kadar zor olduğunu anladığını söyledi.
"Amerikan halkını, herhangi bir ahlaki değere sahip olmayan ve masumları öldürmeye istekli düşmanlara karşı savunmanın zorluğunu anlıyorum." diyen Obama, "Düşmanlarımız anayasa, ifade özgürlüğü ya da hukukun üstünlüğü gibi ilkelerle de kendilerini sınırlamıyor." şeklinde konuştu.
Ancak Obama, ABD'nin yüksek ahlaki standartlara uygun hareket etmesi gerektiğini de belirtti.
Başkan Obama, geçtiğimiz günlerde, önceki Başkan Bush döneminde, Adalet Bakanlığı'nın CIA'e gönderdiği tavsiyeler de dahil olmak üzere, bazı belgelerin kamuoyuna açıklanmasına onay vermişti.
Yayımlanan belgelere göre, su işkencesi olarak bilinen "waterboarding" yöntemi, terör zanlısı olarak gözaltında tutulan Halid Şeyh Muhammed üzerinde bir ay zarfında 180'den fazla kez uygulandı.
Bir diğer terör zanlısı ise 80 kez bu uygulamaya tabi tutuldu.
Obama, CIA'yi ziyaretinde, "Tavsiyelerde bahsedilen sorgu tekniklerine bir son veriyorum, ve bunu basit bir nedenle yapıyorum. Çünkü, hem gücümüzü hem de değerlerimizin gücünü sonuna dek kullanırsak ulusumuzun daha güçlü ve daha güvenli olacağına inanıyorum." dedi.
ABD Başkanı, yasakladığı sorgu yöntemlerini, geçmişte kullanan CIA görevlilerine ise yargı muafiyeti getirmişti.
Obama, kendilerine verilen hukuki tavsiyelere uygun davrananların cezai soruşturmaya tabi tutulmayacağı güvencesini yineledi.
"Waterboarding" yönteminin yoğun bir şekilde kullanılmış olması, ülkede bu sorgu yöntemiyle ilgili tartışmaları da yeniden gündeme taşımıştı.
Tutuklunun sırt üstü yatırılıp, yüzü havluyla örtüldükten sonra, havlunun üzerine su dökülerek, boğulma hissi yaratılan bu yöntem, özellike Başkan Bush döneminde Amerikan yetkililerince, işkence olarak görülmüyordu.
Barack Obama ise, CIA genel merkezindeki konuşmasında, bu ve eski yönetim tarafından tavsiye edilen bazı diğer yöntemlere artık son verildiğini duyurdu.
CIA'e gönderilen tavsiyelerde, başına çuval geçirilmiş, elleri ve kolları bağlanmış bir esirin, kısa süreler haricinde bir haftadan uzun süre uykudan mahrum bırakılabileceğinden de bahsediyordu.
"Tehlikeli"
Ancak, Bush dönemi yetkilileri yeni yönetimle aynı fikirde olmadıklarını söyleyip, eski belgelerin kamuoyuna açıklanmasının da çok tehlikeli olduğunu belirtti.
CIA'in Bush yönetimi zamanındaki Direktörü Michael Hayden, Amerikan Fox televziyonuna bir açıklama yaparak, su işkencesi olarak tanımlanan "waterboarding" yönteminin işe yaradığını söyledi.
Eski CIA direktörü Hayden, "Teröristlere karşı bu teknikleri kullanmak bizi daha güvenli hale getirdi." dedi.
CIA'in eski yetkililerinden Mike Scheuer da, Amerikan istihbarat görevlilerinin genelinde Obama'nın yaklaşımına karşı bir rahatsızlık olduğunu belirtti.
Scheuer, "Dünyanın bizim hakkımızda ne düşündüğünün, Amerikalıları korumaktan daha önemli olması bana yabancı bir yaklaşım ve sanıyorum ki istihbaratçıların çoğu için de bu böyle." dedi.
www.bbc.co.uk
24'E 1 KALA GECE OPERASYONU
Dışişleri Bakanlığının Türkiye-Ermenistan görüşmeleri konusunda dün gece yaptığı yazılı açıklama, arabulucu İsviçre, Türkiye ve Ermenistan Dışişleri Bakanlıkları tarafından ortak açıklama olarak da yayımlandı.
Her üç ülkenin dışişleri bakanlıklarının ayrı ayrı yaptığı açıklamanın başlığında, "Türkiye ve Ermenistan ile İsviçre Dışişleri Bakanlıklarının Ortak Açıklaması" ifadesi kullanıldı.
Ortak açıklamada, Türkiye ile Ermenistan arasında, ilişkilerin her iki tarafı da tatmin edecek şekilde normalizasyonu için kapsamlı bir çerçeve üzerinde mutabık kalındığı ve bu çerçevede bir yol haritası belirlendiği bildiriliyor.
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Türkiye ve Ermenistan, İsviçre'nin arabuluculuğunda, ikili ilişkilerini normalleştirmek, iyi komşuluk ve karşılıklı saygı çerçevesinde geliştirmek ve bu suretle tüm bölgede barış, güvenlik ve istikrarı ileri götürmek amacıyla yoğun çaba göstermektedirler.
İki taraf, bu süreçte somut ilerleme ve karşılıklı anlayış sağlamış ve ikili ilişkilerinin her iki tarafı da tatmin edecek şekilde normalizasyonu için kapsamlı bir çerçeve üzerinde mutabık kalmışlardır. Bu çerçevede, bir yol haritası belirlenmiştir.
Üzerinde mutabık kalınan bu zeminin devam eden bu süreç için olumlu bir perspektif sağlamaktadır."
(Anadolu Ajansı)
UEFA KUPASI, TOPBAŞ'A TESLİM
Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda 20 Mayıs 2009 tarihinde oynanacak UEFA Kupası Final maçı öncesinde kupa teslim töreni yapıldı.
UEFA-kupasi-istanbulda/">FOTO GALERİ / UEFA Kuapası İstanbul'da
Sabah saatlerinde İstanbul'a getirilen UEFA Kupası'nın teslim töreni Esma Sultan Yalısı'nda gerçekleştirildi. Törene Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu ile birlikte UEFA Başkanı Michel Platini, UEFA Birinci Asbaşkanı Şenes Erzik, Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, geçtiğimiz yılın UEFA Kupası şampiyonu Rusya'nın Zenit kulübü yetkilileri, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ve UEFA yetkilileri katıldı.
Geçtiğimiz yıl UEFA Kupası'nı kazanan Zenitli futbolculardan Antoliy Tymoschuk ile şimdi takım menajerliğini yürüten Vladislav Radimov ellerindeki kupayı UEFA Başkanı Michel Platini'ye verdi. Platini de geleneklere uygun bir şekilde kupayı İStanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a teslim etti.
Teslim töreninde bir konuşma yapan Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener, İstanbul'un UEFA Kupası'na eşsiz bir ev sahipliği yapacağını söyledi.
Özgener, 2016 Avrupa Şampiyonası Finalleri'ni düzenlemek için Türkiye'nin aday olduğunu hatırlatarak, ''UEFA Kupası Finali, daha büyük organizasyonları Türkiye'ye getirme yolunda yeni bir referans olacaktır. Şansımızı sonuna kadar kovalayacağız'' dedi.
(CİHAN)
23 NİSAN BİLE BUZLARI ERİTEMEDİ
TBMM Başkanı Köksal Toptan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunun 89. yıldönümü münasebetiyle tebrikleri kabul etti. Meclis'teki kabule Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile anamuhalefet lideri Deniz Baykal arasındaki soğukluk damgasını vurdu. Protokolde aynı yerde bulunan ikili tokalaşmazken, Başbakan Erdoğan'ın kafa ile verdiği selamı Baykal görmezlikten geldi.
Meclis Başkanı Toptan'ın ev sahipliğindeki kutlama törenine geniş bir katılım oldu. TBMM kabul salonda gerçekleşen törene Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, MHP lideri Devlet Bahçeli, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, bakanlar, kuvvet komutanları, Yüksek Yargı başkanları, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Ankara Büyükşehir Belediye Bakanı Melih Gökçek, çok sayıda parti genel başkan yardımcısı, milletvekilleri ve yüksek düzeyli bürokrat katıldı. Törene çok sayıda yabancı misyon şefi katılırken, DTP'den kimse iştirak etmedi.
Törende Başbakan Erdoğan ve CHP lideri Deniz Baykal arasındaki soğukluk dikkat çekti. Tören öncesi kendisine ayrılan yere gelen Başbakan, Genelkurmay Başmanı Orgeneral Başbuğ ile tokalaştı. Daha sonra törene gelen Baykal, Başbuğ ile tokalaşırken, sol tarafta bulunan Erdoğan ile tokalaşmadı. Baykal, başbakanın kafa ile verdiği selamı da almadı.
Protokolün yerini almasının ardından Meclis Başkanı Toptan tebrikleri kabul etti. Kısa süren törenin ardından TBMM kabul salonundan ayrılan Başbakan ve parti genel başkanları ve bakanlar basın mensuplarının sorularını cevapsız bıraktı.
Öte yandan Meclis Genel Kurulu, bugün saat 14.00'te özel gündemle toplanıyor. Burada Başkan Toptan ve Meclis'te gurubu bulunan parti liderleri birer konuşma yapacak. Ardından Saat 17.00'de çocukları kabul edecek olan Toptan, saat 19.30'da da bir resepsiyon verecek. (CİHAN)
BAYKAL'DAN ERGENEKONCULARA DESTEK
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve TBMM'nin açılışının 89. yıldönümü dolayısıyla Genel Kurul'da yaptığı konuşmada, Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve tutuklanan aydınlara sahip çıktı, AKP iktidarına yönelik suçlamalarda bulundu. Baykal, "Denetimi hem siyaset hem yargı yapacaktır. Yargıyı ve basın, medya kuruluşları gibi siyasal denetim kurumlarını, devlet gücünü kullanarak etkisiz kılmak, yargıyı siyasallaştırmak, yargıda kadrolaşmak, medyayı sindirmek demokratik meşruiyete değil lider hegemonyasına hizmet eder" dedi.
Baykal, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve TBMM'nin açılışının 89. yıldönümü dolayısıyla Genel Kurul'da yaptığı konuşmada, 89 yıldan beri istikrar unsuru olarak varlığını sürdürdüğünü belirterek bu süre zarfında askeri darbelere vurgu yaptı.
Baykal, "Bu dönem içinde iki defa, önce 1960'da 1.5 yıl, sonra 1980'de 3 yıl TBMM'nin askıya alınmış olması, bunu gerçekleştirenlerin en büyük utancı olarak tarihteki yerini almıştır" dedi.
TBMM'nin dünyanın en eski ve en köklü on parlamentosundan biri olduğuna dikkat çeken Baykal şöyle dedi; "TBMM sadece Türkiye'de değil dünyada da en itibarlı, en güvenilir bir barış, istikrar ve meşruiyet kurumu olarak yaşatmak en büyük görevimizdir. TBMM'nin milletimizin şerefini ve onurunu temsil ettiğini hiç bir zaman unutmamalıyız, unutulmasına da izin vermemeliyiz. TBMM bir askeri zaferin eseri değildir; tam tersine, askeri zafer, TBMM'nin eseridir. Bu niteliğiyle de Meclis belki dünyanın tek gazi parlamentosudur. Meclis'ten önce ne bir devlet, ne bir cumhuriyet, ne de bir Ordu vardı. Devleti de, cumhuriyeti de, orduyu da TBMM kurmuştur. Ordunun adı, TBMM silahlı kuvvetleridir. Millet meclisi ve onun dayandığı milli irade, bütün siyasi varlığımızın çıkış noktası, yaşam kaynağı olmuştur."
TBMM tarihini anlatan Baykal, bugünlere kolay gelinmediğini altını çizerek, "Basına özgürlük, yargıçlara güvence, üniversitelere özerklik, çalışanlara, işçilere sendika, toplu sözleşme ve grev hakkı TBMM tarafından verilmiştir" dedi
-TEZKERELER-
Baykal konuşmasında, Meclis'te alınan tarihi kararlara da vurgu yaparak şöyle konuştu:
"TBMM'nin bir diğer tarihi kararı da 1 Mart 2003'deki hükümet tezkeresinin reddedilmesi kararıdır. Bu karar, Türkiye'yi Irak'a yönelik bir askeri harekatın karargahı ve cephesi olmaktan, topraklarını bir yabancı ülke silahlı kuvvetlerinin işgali altına sokma tehlikesinden kurtarmıştır. Türkiye'yi yüzbinlerce müslümanın ölümünden sorumlu bir ülke olmaktan kurtarmıştır. Bugün ABD'nin ' de geldiği bu noktada, TBMM'nin hükümete rağmen nasıl bir ileri görüşlülükle Türkiye'nin ve bölgenin barışına, istikrarına ve uzun dönemli çıkarlarına uygun davrandığı çok daha iyi anlaşılmaktadır."
-LAİKLİK -MÜSLÜMAN VURGUSU-
Deniz Baykal, laiklik ve müslüman vurgusu yaptığı konuşmasında, "Müslüman bir toplumda en geniş din ve ibadet özgürlüğü ile laik bir devlet düzeninin birlikte sürdürülebilmesi pek çok kişinin gözünde Türkiye'yi örnek bir ülke haline getirmektedir. Aslında islamiyet ile laikliğin beraberliği Türkiye'nin modernleşme başarısının temel dayanağıdır. Etnik kimliğimiz ne olursa olsun hepimiz Türk milletinin birer parçası olarak eşitlik ve kardeşlik içinde beraber yaşayacağız" dedi.
-ERGENEKON TUTUKLULARINI SAVUNDU-
Baykal'da konuşmasında Ergenekon soruşturmasında tutuklanan ve gözaltına alınan aydınlara bir kez sahip çıkarak, milli egemenliğin demokrasiye dönüşebilmesi için gerçekten bağımsız, güçlü bir yargıya ve hukukun üstünlüğü anlayışına ihtiyaç olduğunu savundu.
Baykal şöyle dedi; "İnsan hak ve özgürlüklerinin kağıt üstünde kalmamasına, güçlü ve etkin bir basın ve medya denetimine gereklilik vardır. Yoksa milli egemenlik ve milli irade anlayışı kolayca bir Parlamento egemenliğine, Parlamento egemenliği de bir parti çoğunluğunun diktasına, parti çoğunluğu da bir liderin keyfi hegemonyasına dönüşebilir. Duvarlarda "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' sözlerinin yazılı olması gerçekte bir lider hegemonyasının yaşanmakta olduğu gerçeğini maskelemeye yetmez.
Böyle bir durumda da, memleketin dürüst, namuslu insanları, vatansever aydınları, sabaha karşı evleri basılıp neyle suçlandıklarını bile bilmeden aylarca tutuklanabilirler. Herkesin telefonları, bilgisayarları izlenebilir. İnsanlar dizi film senaryoları gibi ucu açık iddianamelerle, gizli tanık ifadeleriyle, işkence altında sağlanan suçlamalarla, sahte haham ifşaatlarıyla emniyette ya da savcılıkta sanıklarla pazarlık yapılarak oluşturulan delillerle yargılanabilirler. Muhalafet eden gazete ve televizyonları susturmak için ekonomik ve mali baskı ve yıldırma yöntemleri acımasızca uygulanabilir."
-İKTİDARLARIN SEÇİMDEN ÇIKMASI YETMEZ-
29 Mart seçimlerinde birinci parti olarak çıkan AKP iktidarına da gönderme yapan Baykal, iktidarların seçimden çıkmış olmasının demokrasiyi güvence altına alamayacağını söyledi. Baykal, şöyle dedi:
"Denetimi hem siyaset hem yargı yapacaktır. Yargıyı ve basın, medya kuruluşları gibi siyasal denetim kurumlarını, devlet gücünü kullanarak etkisiz kılmak, yargıyı siyasallaştırmak, yargıda kadrolaşmak, medyayı sindirmek demokratik meşruiyete değil lider hegemonyasına hizmet eder. İktidar olanakları ile kendi yakınlarına ihale ayarlamak demokrasilerde yoktur. İktidar olanakları ile devlet bankalarını kullanarak yakınlarına yandaş medya satın almak, demokrasilerde yoktur.Devletin en önemli yönetim birimlerini tarikat, cemaat örgütlenmelerine teslim etmek demokrasilerde yoktur. Polisi, emniyet güçlerini kendi siyasi amaçları için bir yıldırma ve intikam mangası gibi kullanmaya demokrasilerde yer yoktur.Devletin mali yetkilerini şirketlere karşı bir tehdit ve şantaj silahı gibi kullanmaya demokrasilerde yer yoktur." (ANKA)
Global Piyasalar ve Borsa
İstanbul, 24 nisan (reuters) - asya borsaları, finansal sektörün kredi
endişelerinin gevşediği beklentisi ile yukarı yönlü hareket etmesiyle bir miktar
yükseldi. ancak, yatırımcıların abd hazinesi'nin açıklayacağı bankacılık stres
testlerine ilişkin daha fazla ayrıntının açıklanmasını beklerken izlediği dikkatli
tutumla, yen değer kazandı.
yatırımcıların kısa vadede takip edecekleri en önemli veri, 4 mayıs tarihinde
açıklanacak olan ve içlerinde bank of america, citigroup ve jpmorgan'ın da olduğu 19
amerikan bankasının olumsuz ekonomik şartlar altında nasıl performans
gösterebileceğini ölçen testlerin sonuçları olacak.
abd yetkililerinin bugün testlerde kullanılan metodoloji hakkında bilgi vermesi
bekleniyor.
(aşağıdaki fiyat, puan ve yüzdelik değişim bilgileri tsİ 0730
itibariyledir. yanında '*' işareti bulunan veriler ise kapanış verileridir.)
borsalar
abd borsaları açıklanan olumsuz ekonomik verilere rağmen, birkaç yerel bankanın
beklentilerden daha iyi bilanço açıklamasının bankacılık hisseleri üzerindeki
etkisiyle değer kazandı.
kapanış sonrasında birinci çeyrek bilançosunu açıklayan american express'in
hisseleri yüzde 6.3 yükselerek 22.30 dolar oldu. bugünkü işlemlerde, american
express'in sonuçlarının bankacılık hisseleri olumlu etkilemesi bekleniyor.
[id:nn23358086]
* dow jones: <dji>: +%0.89; 7,957.06
* s&p 500 <spx> : +%0.99; 851.92
* nasdaq <ixic> : +%0.37; 1,652.21
* bovespa <bvsp> : +%2.03;45,801.17
nikkei <n225> : -%1.32; 8,730.06
japonya dışındaki asya borsaları endeksi <msciapj> : -%0.44 271.45
sse composite <ssec> : +%0.25; 2,470.193
23 Nisan çocukları öldürme günü!
Atatürk'ün kendisine armağan ettiği bayramını kutlayabilirdi o da... Tören alanlarında bayrak sallamak yerine, polise taş sallıyordu o çocuk.
Ufacık bir elin fırlattığı bir taş işte...
Öldürür mü?
Belki de!
Peki o çocuk taş attı diye, öldürülmesi mi gerekiyordu?
İzlediniz mi televizyondan? Çocuğun boyu kadar bir silahla, atılan taşların "intikamını alan" polisin hayvanlığını gördünüz mü? Nasıl vuruyordu o küçük bedene!
Bir zafer kazandı!
Yıktı yere o çocuğu... Arkadaşı geldi sonra... Başına, gözüne, sırtına, tüm bedenine inen tüfek darbeleriyle yere yığılan çouğu görünce yapması gerekeni yapmadı. Şefkatten uzaktı o da arkadaşı gibi, o çocuğu kucağına alıp hastaneye yetiştirmedi. Öylece bıraktı çocuğu. Kendi haline. Ölüme terketti bir başka deyişle...
Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de, hatta Hakkari'nin merkezinde yerde yatan çocuğun akranları bayram yaparken, o ölümle pençeleşiyordu.
Herkes için 23 bir bayram günüydü...
Onun için öldürülme günü!
Onu yakalayıp, silahıyla kafasını gözünü yaran polis için ise, 23 Nisan "zafer günü"ydü...
------------------
İşte o görüntüler;
http://ig.haberbaz.com/haberbaz_load.asp?i=4678351&ur=http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=189259&a=1 _________________Özcan Ersoy |
| Başlıktaki diğer mesajlar için buraya tıklayınız. |
| |
|
|
|
|
|