Ana Menü
 Ana Sayfa

 Sugören Menü
 Genel Özellikler
 Sugören Tarihi
 Geleneklerimiz
 Muhtarlarımız
 Anektodlar
 Köyümüz Camileri
 Köyümüz Çeşmeleri
 Köyümüzde Halıcılık
 Köyümüzde ArıcılıkYeni!
 Sugören'de Eğitim
 Sugören VideolarıYeni!
 Sugören Fotoğrafları
tree-T.gif Sugören.SözlükYeni!
 Yamaç Paraşütü
 Sugören Spor
 Sugören'e Ulaşım
 Köşe YazılarıYeni!
 İlimiz Yalova
 İletişim
 Ziyaretçi Defteri
 Forum
 Arkadaşına Öner
 Site Menü
 Site İstatistikleri
 Beğenilenler
 Anketler
 Haber Ekle
 Sık Sorulanlar
 Basında.SitemizYeni!
 AvantGo
 Haber Arşivi
 DuyurularYeni!
 Üye Menüsü
 Hesabınız
 Özel Mesajlarınız
 Sugören Gazetesi
 Üye Listesi
 Erişim
 Dosyalar
 Linkler
Sugören Sözlük

İletişim
Bilgileri Kaydet



Bilgileri Listele
İstatistiklerimiz
Hosting Hizmetleri
Resim Galerisi

DSCF0351.JPG
647 görüntüleme


S5002476.JPG
560 görüntüleme


S5002471.JPG
469 görüntüleme


meay99.JPG
395 görüntüleme


George2026.jpg
352 görüntüleme


Photo Gallery

Sözlükte Ara
Sugören Sözlük

Köşe Yazıları

1.Mustafa ÖZÇELİK
Yeniden Yalova


2.Necmi ÇAKIR
Gözümüzün Renkleri Algılaması


3.Mümin FİDANCI
Spor Yaralanmalarından Korunma


4.Kamile SÜ
Ramazan'da Beslenme


5.İbrahim KONYA
Güllerim


İstatistikler
Yalova

Dini Bayramlar :

 

Vur davulcu tokmağını,gümbürdesin koca meydan

Koç yiğitler horon teper diz vurdukça göçe meydan

 

1925-1950 yılları arasında Ramazan Bayramı’na küçük bayram,Kurban Bayramı’na büyük bayram adı veriliyordu.Kış aylarında rastlayan bayramlar on bir gün,yaz aylarına rastlayan bayramlarda yedi gün şenlik yapılıyordu.

 

Bayram Hazırlığı :

 

Bayramdan bir hafta önce,genç kızlar çeyiz sandıklarında sakladıkları ak gömlek,ak don,üç etek fistan,kenarları altın penezlerle süslenmiş kırmızı fes başlık,çorap ve pabuçlarını gözden geçiyorlardı.

 

Bayram Yeri Seçimi :

 

Bayram şenlikleri hoş görülü,zarar ziyana önem vermeyen genç kız annelerinin evlerinin önlerinde yapılıyordu.Uygun görülen bayram yeri kulaktan kulağa genç kızlara duyuruluyordu.Bayram yeri gelin adaylarını,damat adaylarını,analarını,yakın akrabalarını bir araya getirir,gençlerin yuva kurmalarına olanak hazırlardı.

 

Bayram Günü :

 

Bayramlık giysilerini giyen genç kızlar birlikte yaşadığı ev halkı ile bayramlaşırlar,kız arkadaşlarının ziyaretine giderlerdi.İkişer üçer kişilik gruplar halinde bayram yerine yönelen genç,yaşlı, kadın ve kızlar günün heyecanını,sevinç ve mutluluğunu içlerine sindire sindire yürürlerdi.

Bayram yerine ulaşan kişiler kendilerinden önce gelenlerle bayramlaşmaktan hoşnut oluyorlardı.Geleneklere göre,genç kızlar ak,nişanlı kızlar kırmızı,evli kadınlar yeşil,yaşlı kadınlar çeşitli renkte baş örtüsü kullanıyorlardı.

Renk giysiler içinde yer değiştiren gençler,yaşlılar,çocuklar bayram yerini ayaklı çiçek bahçesine dönüştürüyorlardı.Damat adayları genç kızları gözetleyebilecek uzaklıkta yerlerini aldıktan sonra genç kızlar oyun alanında yarım halka oluşturuyor,bayram şenliklerini başlatıyorlardı.

Evli erkeklerin bayram yerine gelmeleri delikanlıların arasında oturmaları ayıp sayılıyordu.

 Bayram Şenliklerinin Başlatılması :

 

Al giyer,yeşil giyer

Çiçek olur baş eğer

Görenler maşallah der

Yaradanın aşkına

 

Yarım halka oluşturan genç kızlar,yaşı küçük kızlardan iki oyuncuyu ortaya alırlardı.Oyuna hazır bekleyen minik oyuncular ablalarının söyledikleri geleneksel türkünün eşliğinde,türkünün ritmiğine uygun kalgırlardı.Bayram yerinde ut,keman,tef ve darbuka gibi aletlerin kullanılmaları adeti yoktu

Koro halinde söylenen türkü sona erince oyuncu kızlar yerlerini diğer kız arkadaşlarına bırakıyorlardı.Küçükten büyüğe başlatılan bayram oyunları toplumu oluşturan kızlar arasında devam ettiriliyordu.Geleneksel türkülerin uygun bir mısrasında nişanlı ve sözlü genç kızların yavuklularının adlarının geçmesine özen gösteriliyordu.Henüz nişanlı veya sözlüsü bulunmayan kızlara yakıştırma damat adayı adı kullanılıyordu.

Gönül kuşlarının uçtuğu,kızlarının üzerine konduğu,kalpten kalbe aşkın aktığı oluyordu.Çiçeği burnunda damat adayları hoşlandıkları kızın adını büyüklerine ulaştırıyordu.Oyun sırasında adı okunan damat adayı,genç kızın yavuklusu oluyor,kaderin birleştireceği günleri bekliyorlardı.

 Bayramın Son Günü :

Yavuklusuna çiçek gönderen damat adayları,gönderilen çiçekleri başlarına takan gelin adayları,kız anneleri,oğlan anneleri,yakın akrabaları her biri hoşnut,beğenen beğendi,beğenilen kabullendi,bayramın son günü geldi.

Nişanlılar,sözlüler oyun arkadaşlarının yanından birer birer ayrılmaya başlarlar.Kayınvalide adaylarının ellerini öpmeye,verilecek armağanları kabul etmeye giderler.

Henüz sözü kesilmeyen,bayram yerinde beğenilen kızlar da yavuklu adaylarının gönderdikleri çiçeklerle avunuyorlardı,onurlanıyorlardı.

El öpenler,elini öptürenler,armağan verenler,armağan alanlar,bayram şenliklerine katılanlar,gelecek bayramın özlemini çekenler dönünce bayram uğurlama merasimine geçiliyordu.Karşılıklı duran kızlar,kadınlar ellerinin avuçlarını birbirine çarptırarak :

 

Git bayram git bayram gene gelesin

Beni kız bıraktın,gelin bulasın

 

Geleneksel türkünün eşliğinde bayramın uğurlanma törenlerini tamamlanmış oluyordu.

 

Bayram Yerlerinin Ortadan Kaldırılması :

Köyün nüfusu hızla çoğaldı.Bayram şenliklerinin düzenlendiği ev önü arsalara konutlar yaptırıldı.Genç kız ve delikanlıların toplanabilecekleri geniş alanlar ortadan kalktı.Şenliklerin yapıldığı günlerde olması muhtemel zarar ziyana göz yumacak kişilerde şenlikleri benimsemez oldular.

Toplanacak ev önü bayram yeri bulamayan genç kız ve delikanlılar Maşatlık düzlüğünde toplanma geleneğini sürdürdüler.1986 yılında Maşatlık düzlüğüne orta okul binası konduruldu.

Hıdrellez Şenlikleri :

 

Manici başı mısın?

Cevahir taşı mısın?

Sana bir mektup versem

Cebinde taşır mısın ?

 

6 Mayıs Hıdrellez gününe önem veriliyordu.O gün kısmetlerin açıldığına,isteklerin kabul edileceği,Hızır Aleyhisselam’ın insanlar arasında dolaştığına inanılıyordu.Bu inanç doğrultusunda düzenlenen mani falına önem veriliyordu.Gurbette yolcusu olan,umduğuna kavuşmak isteyen,hasret ateşi ile yanıp tutuşan kişileri bir araya getiren mani falı kazanı su ile dolduruluyor,eğlenceye katılmak isteyenler kırlardan topladıkları,bahçeden getirdikleri çiçek demetlerini,su içinde erimeyen anahtar,bocuk para gibi küçük eşyaları su dolu kazanın içine bırakıyorlardı.

Üstü yemeni ile örtülen kazan,Hıdrellez sabahına kadar açık havada bekletiliyor,mani falına katılanlar toplanıncaya kadar açılmıyordu.Hıdrellez sabahı bir araya gelen kadınların ortasına alınan kazanın başına genç kızlardan birisi oturuyor,kazan içinden aldığı herhangi bir eşyayı elinde tutuyordu.

Mani söylemek isteyen kadınlardan biri o anda aklına gelen mısraları sıralamaya başlıyor,mani sözcükleri tamam olunca genç kızın elinde tuttuğu çiçek demeti ortaya çıkarılıyordu.

Ortaya çıkan çiçek demeti sahibine teslim ediliyor,dile getirilen mani o kişinin falı oluyordu.

Darbuka,tef ve türkülerin eşliğinde devan eden maniler Türk Edebiyatının çok değerli mısralarını oluşturuyordu.Manileri kimlerin söylediği,nerede ve ne zaman dile getirildiği bilinmez.Mani uyduranlar Türk Edebiyatının isimsiz şairleridir. Yedi heceden dört mısradan oluşan maniler arasında düşündürücü,güldürücü,hasret giderici,ümit verici pek çok çeşitleri vardır.

 Hıdrellez Sabahı Uygulanan Diğer Yöntemler :

 Isırgan Otu : Sabahın alaca karanlığında yollara dökülen ısırgan toplayıcıları eve döndüklerinde henüz yataktan kalkmayan sabah şekerlemesi yapan kişilerin ellerini,ayaklarını ısırgan otu ile dağlarlar.Eline ayağına bulaştırılan otun verdiği yakarlık etkisiyle yataklarında fırlayan kişiler arasında gülüşmeler olur,Hıdrellezin getirdiği mutluluk birlikte paylaşılırdı.

Isırgan otunun yemeği pişirilir.Yoğurtlu boranisi yapılır ve çoluk çocuk ısırgan otu yemeğini kapışırlardı.Isırgan otunun her derde deva olduğu kanısı vardı.

Hıdrellez Ateşi : Hıdrellez günü sabahı geniş alanlarda yakılan ateşin üstünden atlayan kişilerin sihirlerinin bozulacağı,kişiye mutluluk vereceği kanaati yaygındı.Yakılan ateş gün boyunca söndürülmez,canlılığı sağlanırdı.

 Yeşil Bitkilerle Şans Denemesi : Bahçede yahut saksıda yetiştirilen aynı cins iki bitkinin uçları kesiliyor,Hıdrellez sabahı ölçülüyorlardı.Niyet edilen bitkilerden hangisi daha fazla uzamış ise o bitki üzerindeki niyetin olacağına veya olmayacağına dair yprum yapılıyordu.

Dilek Yapıtları : Gurbette yolcusu bulunanlar yol,evi olmayanlar ev,çocuksuz kişiler bebek maketlerini sabahın erken saatlerinde evinin yahut bahçesinin bir köşesinde yapar,yaptığı maketin güneş kavuşuncaya kadar ayakta kalmasını sağlardı.Bozulmadan ayakta kalan maketler o kişinin dileğinin yerine geleceğine delalet ediyordu.

 Köy Düğünleri :

 

Gözlerin ışıl ışıl.ne giysen o yakışır

Mesti mestan yakışır güzelliği kul eder

Gözleri ala mürdüm,düşlerdim düşünürdüm

Kız ne çabuk büyüdün yürüdükçe yel eder

 

Kadın Eğlenceleri : Çoğunlukla iki gün iki gece devam eder.Kadınlar kendi aralarında def,darbuka eşliğinde oyun havalarını dile getirirler.

Kına Gecesi : Yeşil giysiler giydirilen gelin hanımın kınası eline,ayağına ve başına sürülür,kalan kısmı kına yakanlar arasında paylaşılırdı.Gelin kınasının uğur getirdiği kanısı yaygındı.Kınası yakılan gelin hanımın yakın kız arkadaşları kına gecesini gelin hanımla birlikte geçiriyorlardı.Yanında kalan kız arkadaşlarına gelinin bekçileri adı veriliyordu.

 Gelin Hanımın Makyajı : Makyaj malzemeleri allık,dudak ruju, kırmızı boya,pudra, rastık , göz sürmesi,renkli pullar ve ağaç tutkalından oluşuyordu.

 Gelinin Süslenmesi : Makyaj malzemesi ile süslenen gelin hanımın yanaklarına renkli pullardan çiçek motifleri yapılır,gözleri ağaç tutkalı ile yapıştırılırdı.Yapıştırılan gözler kocasının evinde açılıyor,koca evini ve hayat arkadaşını görme mutluluğuna kavuşuyordu.

Gelenekler göre gelin hanım gelin gittiği evin gelenek ve göreneklerine uyum sağlamak,aynı çatı altında aynı karavanayı paylaşmakla yükümlüdür.

Kına gecesinde gelin hanımı ağlatma tutkusuna özen gösteren kadınlar,gelin hanımla birlikte ağlamaktan kendilerini alamıyorlardı.

 

Benim kızım gelin oldu

Bundan sonra elin oldu

 

türküsünü tekrar tekrar dile getiriyorlardı.

 Damat Evinde Düğün Şenlikleri :Yaşlı kişiler ayrı,genç kişiler ayrı konaklarda toplantı yapıyor,kendi aralarında eğlenceler düzenliyorlardı.Yaşlıların toplandıkları odalarda geçmiş yılların anıları dile getirilir,destan yarışması düzenlenirdi.En güzel ve en çok destan sıralayan destancılar ortaya konan ödülü almaya hak kazanırlardı.

Gençlerin toplandığı odalarda davul,zurna eşliğinde hora tepilir,çeşitli oyunlar oynanırdı. Damat evinde düzenlenen eğlencelere kız evinden katılan olmazdı,ayıp sayılırdı.Damadın yakın arkadaşlarından gelme cesaretini gösterenlerin üzerine şaka yollu semer kapatılırdı.

Gelin Alayı : 1940 yılından sonra yavaş yavaş uygulamadan kaldırılan at koşturucular bugün dahi güncelliğini korumaktadır.

Damat evinden yola çıkan gelin alıcılarının yola çıktığını,gelin evine duyurmak isteyen atlı kişiler dört nala yollarına devam ediyor,önce giden atlı haberci ödül almaya hak kazanıyordu.

Davul,zurna eşliğinde yola çıkan gelin alıcıları yol boyunca çeşitli oyun havalarına ayak uyduruyor.Nara atıyor,tabanca patlatıyorlardı.Kalabalık halk topluluğu gelin evine yaklaştıkça iki tarafta da heyecan doruk noktasına ulaşıyordu.

Gelin hanımı babasından yahut yakın akrabalarından teslim alan gelin adayı geldikleri gibi vur patlasın,çal oynasın neşe içinde damat evine yöneliyorlardı.Atlı kişiler bu defa gelin hanımın yola çıktığını damat beye duyurmak için yarışa kalkar,ilk haberi ulaştıran ödülü alırdı.Ata bindirilen gelin hanımın yolculuğu,gelin hanımın etrafında oyun oynayanların eşliğinde damat evine kadar saatlerce sürüyordu.

 Nikah Töreni : İlahi ve tekbir sesleri arasında yatsı namazına götürülen damat bey tekbir sesleri arasında evine getirilir,nikah duasından sonra eşinin yanına yolcu edilirdi.

Damadın sırtına yumruk atma gelenekler arasında bulunuyordu.Bunu bilen yaşlı kişiler ve damadın yakınları damadı koruma altında bulundururlar,sırtını sıvazlamakla yetinirlerdi.Damada kin besleyenlerin şerrinden korumaya çalışırlardı.

Yeni yuvasına konan gelin hanım gittiği evde küçük büyük ayrımı yapmadan herkesin elini öper,kendisinden küçük dahi olsa erkek çocuklarına ağa,kız çocuklarına aba kelimeleri ile seslenirdi.