Ana Menü
 Ana Sayfa

 Sugören Menü
 Genel Özellikler
 Sugören Tarihi
 Geleneklerimiz
 Muhtarlarımız
 Anektodlar
 Köyümüz Camileri
 Köyümüz Çeşmeleri
 Köyümüzde Halıcılık
 Köyümüzde ArıcılıkYeni!
 Sugören'de Eğitim
 Sugören VideolarıYeni!
 Sugören Fotoğrafları
tree-T.gif Sugören.SözlükYeni!
 Yamaç Paraşütü
 Sugören Spor
 Sugören'e Ulaşım
 Köşe YazılarıYeni!
 İlimiz Yalova
 İletişim
 Ziyaretçi Defteri
 Forum
 Arkadaşına Öner
 Site Menü
 Site İstatistikleri
 Beğenilenler
 Anketler
 Haber Ekle
 Sık Sorulanlar
 Basında.SitemizYeni!
 AvantGo
 Haber Arşivi
 DuyurularYeni!
 Üye Menüsü
 Hesabınız
 Özel Mesajlarınız
 Sugören Gazetesi
 Üye Listesi
 Erişim
 Dosyalar
 Linkler
Sugören Sözlük

İletişim
Bilgileri Kaydet



Bilgileri Listele
İstatistiklerimiz
Hosting Hizmetleri
Resim Galerisi

DSCF0351.JPG
647 görüntüleme


S5002476.JPG
560 görüntüleme


S5002471.JPG
469 görüntüleme


meay99.JPG
395 görüntüleme


George2026.jpg
352 görüntüleme


Photo Gallery

Sözlükte Ara
Sugören Sözlük

Köşe Yazıları

1.Mustafa ÖZÇELİK
Yeniden Yalova


2.Necmi ÇAKIR
Gözümüzün Renkleri Algılaması


3.Mümin FİDANCI
Spor Yaralanmalarından Korunma


4.Kamile SÜ
Ramazan'da Beslenme


5.İbrahim KONYA
Güllerim


İstatistikler
Sugören Köyü Genel Özellikleri

    Yalova'nın güneyinde,Orhangazi�nin kuzeyinde,Orhangazi-Yalova karayolunun 2 km. doğusunda,Yalova'ya 17 Orhangazi'ye 12 km. uzaklıkta Bursa-Yalova  il sınırının kesiştiği bölgede,içme suyu bol,havası temiz,yaz aylarında ılık,kış aylarında soğuk ve sisli...

Denizden 450 m. yüksek , evleri bahçeli , nizam içinde iş yerlerine her gün yenisi eklenen , güleç yüzlü insanların kaynaştığı bir köy."O köy bizim köyümüz.". O köye Sugören köyü derler.Tarihi yaşantısı 17.yy'a kadar uzanır.

    1930 yılından önce Bursa ili Orhangazi ilçesi Yeniköy bucak merkezi yönetiminde bulunan Sugören Köyü Atatürk ' ün emriyle Yalova ilçesi mülki yönetimine bağlandı.

    1946-1947 ders yılında köyde görev yapan öğretmenler köy adının Sugören'e dönüştürülmesini önerdiler.

    Muhtar Tevfik Dereli önerilen köy adını Yalova Kaymakamlığı'na duyurdu . İç işleri Bakanlığı Çengiler adının Sugören'e dönüştürülmesini uygun buldu .Böylece köyümüz 1948 yılında yeni kimliğine  kavuştu.

Toprak Yapısı:

    Köyün kuzeyinde yer alan 550 ve 600 rakımlı yaşlı tepeler doğuya doğru tatlı meyille yükselirler . 900 rakımlı tepede en yüksek doruğa ulaşır. Batı yönünde önce ikiye ayrılır ; kollardan birisi Yalova doğrultusunda uzaklaşır . Esadiye köyünün kuzeyinde engebeli arazi parçasını oluştur.

      Güneye yönelen diğer tepe uzantısı 45 derecelik açı ile köyün içine girer.Köyün ortasında iniş hızını kaybeder , iki yöne bölünür .Güneye uzaklaşan tepe uzantısı eğri dere �de sona erer. Az meyilli dalgalı arazi parçasını oluşturur; batıya yönelen tepe uzantısı mezarlık bölgesinde balık sırtı görüntüsünü alır. Buradan güneye bakıldığında İznik gölü , kuzeybatıya bakıldığında Marmara denizi görülür. Bu özelliği dikkate alan köy yönetim kurulu köyün adını Sugören � e dönüştürmeyi uygun buldu.

      Balık sırtı tepe uzantısına düşen yağmur ve kar damlalarının bir bölümü İznik gölü 'ne diğer bölümü Marmara denizine dökülen derelerde toplanırlar.

    Mezarlık tepesinde alçalmaya başlayan tepe uzantısı 2 km. batıda denizden 340m. Yüksek Sugören geçidine en düşük noktaya ulaşır . Yalova - Orhangazi devlet yolu bu geçitten geçer. Bu bölgede atağa kalkan tepe uzantısı çeşitli yönlerde yükselmeğe başlar.

Toprak özelliği:

    Köyün kuzeyinde kalan yaşlı tepelerin toprak yapısı sarı renkli , kumsu görüntülüdür. Güney ve batıda yer alan dalgalı toprak yapısı killi ve köy halkının ak toprak adının verdikleri yumuşak yapılı kireç tortusundan oluşmuştur. Ak toprak tabakalarının altında kara renkli linyit kalıntıları görülür. Ak toprak incelendiğinde böcek kabuklarına rastlanır.Sugören köyü ile Orhangazi arasında kalan dalgalı arazi parçasında tarıma uygun kara topraktan oluşan küçük düzlüklere rastlanır. Bu düzlükler köyün en verimli tarım alanlarını oluştururlar.

    Kayalık bölgeler :

     Köy sınırı içinde kayalık ve taşlık alanlar yok denecek kadar azdır. Ayazma çeşmesinin bulunduğu bölgede 2 - 3 dönümü geçmeyen kireç taşı , yaşlı tepelerin üstünde çok az sayıda çürük içerikli , volkanik özellikli , kara kızıl renkli taş yığınlarına rastlanır. Geniş alana yayılmadan taş yığınlarına arazinin yapısını etkilemezler.

Köyün yerleşim alanı :

 Eski çağlarda toprak kaymasına uğrayan Ortaköy ve Sugören köyü şeridi üstünde oluşan düzlükte oluşturulan yerleşim alanı yaklaşık 600 m. Genişliğindedir. Köyün doğusundan Ortaköy deresi geçer.Köyün.genişlemesini.önler.

Köyün batısı oldukça düzdür.Her yıl artan nüfus sayısının karşılayacak , konut yapımını kolaylaştıracak genişlikte değildir. Köyün Yalova � Orhangazi  kara yolunun bulunduğu bölgeye kaydırılması zorunludur...

 

   Dereler :

    Sugören köyünde yaz kış akan derelere rastlanılmaz . Kar ve yağmur sularının toplayan dereler yaz aylarında kururlar.

    Dere isimleri bölgenin adı ile anılırlar. Haritalarda yazılı gerçek isimlerin yansıtmazlar. Sugören köy halkının Ortaköy deresi adını verdikleri dereye , Ortaköy halkı Sugören deresi demektedirler.

    Ortaköy deresi :

    600 �700 rakımlı tepelerin arasından doğar , Sugören köyü doğrultusunda akar , köyün doğu kenarına ulaşır. Köprünün bulunduğu bölgede yön değiştirir, Sugören köyünün sınırına girer , geniş bir dönemeç çizer , Eğri dere adının alır. Batıya yönelir , ayazma çeşmesinin yanından geçer , güney köyü deresine ulaşır.

Molla Ahmet Deresi : (Kanlı Dere)

    600-550 rakımlı tepelerin arasından doğar, güneye akar , köyün doğusundan köye girer köyü iki parçaya böler ,Molla Ahmet �in yaptığı konutun yanından geçer , köy içinde dere yatağı kaybolur.200 m. kadar köy içi yolundan akar , yön değiştirir, Ortaköy deresine karışır.

Kanlı dere nasıl oluştu:

 

            Söylentiye göre;

            A ) Haçlı seferlerinin yapıldığı günlerde Yalova'ya çıkartılan haçlı orduları Yalova-İznik kervan yolunu izlediler . Anadolu Selçuk Devleti'nin akıncıları haçlı ordularını kervan yolunun geçtiği Sugören köyünün düzlüğünde karşıladılar. Bozguna uğrayan haçlı ordularını Yalova ' ya  kadar kovaladılar. Ardı arkası kesilmeyen haçlı orduları ile kervan yolunun geçtiği bölgelerde kanlı savaşlar verdiler.

B ) Kurtuluş savaşı yıllarında Yunanistan'ın  47. piyade alayı Sugören köyünde karargah kurdu . Köyün doğusundan Ortaköy'e giden yolun dönemecinde merkez karakolunun kurdu. Köyün içinden ve dışından geçmek isteyen Türkleri tutukladılar

            Karakolunun önünden geçmek istemeyen bir yolcu karakolun arkasından dolaşan dere içi yoluna girdi. Dere yatağında yolu kesildi , yolcu öldürüldü , malı yağma edildi

            Derenin adı kanlı dereye dönüştü.

   Güney köyü Deresi :

    Sugören köyü geçidinin güney yamaçlarına düşen yağmur ve kar damlaları çeşitli yönlerde oluşan su yarıklarında toplanırlar. Kısa aralıklarla birleşen su yarıkları güney köyü deresini oluştururlar. Eğri dere ile birleşir ve güneye akar , Hamzalı deresi adını alır. Orhangazi yakınında nadir deresine karışır ve İznik gölüne dökülür.

    Çamdere :

    Doğudan batıya uzanan köylülerin kuru çeşme tepesi dedikleri tepe uzantısının güneyinde kalan dalgalı arazi tümsekleri arsında doğar. Kısa boylu su yarıklarında toplanan yağmur ve kar suları ile beslenir, İznik gölüne dökülür.

   Esadiye Deresi:

    Sugören köyünün kuzeyindeki 600-700 rakımlı tepelerin arasından doğar , köylülerin yan bayır adını verdikleri tepe uzantısı ile Sugören köyü geçidinin kuzeyinde kalan dalgalı arazinin arasından geçer . Yalova yönünde uzaklaşır ,Marmara denizine dökülür.

    Köy çeşmeleri ve su kaynakları  :

    Köy içinde gece gündüz akan adım başında bir çeşme , köy dışında pek çok su kaynağı vardır. Çeşme ve su kaynaklarının çoğu kireçsizdir.Daha geniş bilgiyi Köy Çeşmeleri bölümümüzde bulabilirsiniz.

    Bitki Örtüsü :

    Sugören köyünün kuzeyinde , yaşlı tepelerin güney ve kuzey yamaçlarında yer alan genç meşe ve gürgen ormanları 1925 yılında köye yerleşen göçmenlerin saldırısına uğradı.Konutlarını ormandan kestikleri ağaçlarla tamamladılar. Geliri kısıtlı kişiler hiç bitmeyecekmiş gibi orman varlığına balta salladılar , kesilen ağaçları yakın ilçe pazarlarında sattılar .

            Ağaç diplerinden süren filizleri keçilere yedirdiler , orman içinde açılan tarlalara patates ektiler , ilk yıllarda bol ürün aldılar ,yaprak gübresi gücünü yitirdi. Büyük umutlarla başlatılan patates tarımından vazgeçildi.

İkinci dünya savaşından sonra orman işleri genel müdürlüğü yok edilen orman alanlarının bir bölümüne  çam fidanı diktirdi