Ana Menü
 Ana Sayfa

 Sugören Menü
 Genel Özellikler
 Sugören Tarihi
 Geleneklerimiz
 Muhtarlarımız
 Anektodlar
 Köyümüz Camileri
 Köyümüz Çeşmeleri
 Köyümüzde Halıcılık
 Köyümüzde ArıcılıkYeni!
 Sugören'de Eğitim
 Sugören VideolarıYeni!
 Sugören Fotoğrafları
tree-T.gif Sugören.SözlükYeni!
 Yamaç Paraşütü
 Sugören Spor
 Sugören'e Ulaşım
 Köşe YazılarıYeni!
 İlimiz Yalova
 İletişim
 Ziyaretçi Defteri
 Forum
 Arkadaşına Öner
 Site Menü
 Site İstatistikleri
 Beğenilenler
 Anketler
 Haber Ekle
 Sık Sorulanlar
 Basında.SitemizYeni!
 AvantGo
 Haber Arşivi
 DuyurularYeni!
 Üye Menüsü
 Hesabınız
 Özel Mesajlarınız
 Sugören Gazetesi
 Üye Listesi
 Erişim
 Dosyalar
 Linkler
Sugören Sözlük

İletişim
Bilgileri Kaydet



Bilgileri Listele
İstatistiklerimiz
Hosting Hizmetleri
Resim Galerisi

DSCF0351.JPG
647 görüntüleme


S5002476.JPG
560 görüntüleme


S5002471.JPG
469 görüntüleme


meay99.JPG
395 görüntüleme


George2026.jpg
352 görüntüleme


Photo Gallery

Sözlükte Ara
Sugören Sözlük

Köşe Yazıları

1.Mustafa ÖZÇELİK
Yeniden Yalova


2.Necmi ÇAKIR
Gözümüzün Renkleri Algılaması


3.Mümin FİDANCI
Spor Yaralanmalarından Korunma


4.Kamile SÜ
Ramazan'da Beslenme


5.İbrahim KONYA
Güllerim


İstatistikler
Yalova

1600 ve 1922 yılları arasında Sugören Köyü :

 a)Ermeniler dönemi

  b) Yunanlılar dönemi

     A)Ermeniler döneminde Sugören köyü :

 Kanuni döneminde Van ve Bitlis bölgelerinden Marmara‘ya göçen Ermeniler İznik – Yalova kervan yolunun üzerinde Sugören köyünün bulunduğu alana 1600 yıllarında yerleştiler.

    Ermenilerin Bölge Dışına Çıkarılmaları Hakkında Kanun:

 Anarşik olayların sonu alınamıyordu.Osmanlı Devleti yöneticileri cephe gerisini güvenlik altına almak , olay çıkaran Ermenileri bölgenin dışına çıkarmak kararını aldılar.

13 Mart 1915 günü üç maddelik bir kanunu yürürlüğe koydular.

    Kanun Özetlenmiş Metni:

Silahlı eylemlerde bulunan ,olay çıkaran köy ve kasaba Ermenilerinin cephe gerisinden uzaklaştırılmalarına ordu ve ordu birlik komutanlarına geniş yetki verilmiştir.Kanun 24 Nisan 1915 günü uygulamaya konuldu.

    Sugören Ermenileri :

    İsmail Terzioğlu’ nun Anılarından :  Koçana ‘lı (Selanik) Bahri Bey’ in birlikleri Sugören köyüne girdiler , Ermenileri köy meydanında topladılar , Yeniköy yolu ile İznik‘e oradan Mekece istasyonuna gönderdiler .İstasyonda toplanan Ermeniler trenle Orta Anadolu’ya uzaklaştırıldılar.Kanun metnini hazırlayan Cemil Paşa , Talat Paşa ve Hükümet üyeleri kanunu uygulayan birlik komutanlarının Birinci Dünya Savaşından sonra Ermeni kurşunlarına hedef oldular.Ölümden kurtulanlar Ferit Paşa hükümetinin kararı ile ölüm cezasına çarptırıldılar.

    İngiliz , Fransız ve Rus Devletlerinin Tepkisi :

Sürgün uygulaması İngiltere-Fransa ve Rusya devletlerinin ilgisini çekti. 24 Mayıs 1915 günü Osmanlı Devletine birlikte nota verdi.

    Notanın Metni :

Osmanlı Devleti ile Kürtler birlikte Erzurum , Tercan , Bitlis , Muş , Sason ve İstanbul’ da sessiz ve zararsız Ermenilere musallat oldular. Soy kırım uyguladılar. Bu cinayetlerden Hükümet-i Osmanlı Üyelerinin, soykırıma katılanların , katılacakların sorumlu tutulacakları bildirilir.Protesto notası dikkate alınmadı ve uygulamaya devam edildi.

    Birinci Dünya Savaşından Sonra Ermeniler :

Birinci Dünya Savaşında Osmanlı Devleti savaştan yenik ayrıldı. Mondros Ateşkes Anlaşması ile siyasal varlığına son verildi. Rumeli ve Anadolu toprakları savaşı kazanan devletlerin saldırısına uğradı.Yerlerinden uzaklaştırılan Ermenilerin bir bölümü yerlerine döndüler.

    Amerika ‘nın Girişimleri :

Amerika ‘ da yaşayan Ermeniler Reisi Cumhur Wilson ‘ u , Avrupa ‘ da yaşayan Ermeniler Roma , Paris ve Londra ‘ da toplanan ve Sevr Antlaşmasını hazırlayan ulusların temsilcilerine baskılarını arttırdılar.Reisi Cumhur Wilson İnsan Hakları Beyannamesini yayınladı. Uluslar bağımsız olacaklar, kendi devletlerini yöneteceklerdi.Reisi Cumhur Wilson , William HASKEL ‘ i Ermenistan işleri ile görevlendirdi. Ermeni asıllı 40 subayı yarım milyon Ermeniye yetecek erzakla Anadolu’ya gönderdi.Erzurum, Muş ve Diyarbakır illerini içine alan geniş bölgede Ermeni Devleti ‘ nin kurulması için ön plan alındı.Kurtuluş Savaşı liderlerinden Kazım KARABEKİR Paşa Ermenilerin devlet kurma hazırlığı içinde çalışmalara hız verdiklerini öğrendi Ermeniler ummadıkları saldırı karşısında bozguna uğradılar.Türk Orduları Gümrü kapılarına dayandı.Doğuda başarı sağlayamayan Amerikalılar girişimlerini Marmara Bölgesine kaydırdılar.

B)YUNANLILAR DÖNEMİ:

 

Ey koca Dünya;

Yunanı maşa yaptın saldın Anadolu ‘ ya

Gemlik‘i işgal eden Yunan Birlikleri Eylül‘ün ilk haftası Orhangazi yönüne yürüyüşe çıktılar.6 Eylül 1920‘de Karsak Boğazı‘nda pusuya yatan Cemal Bey‘in birlikleri ile 4 gün savaş yaptılar. Gemlik‘e çekildiler.

Cemal Bey ‘ in başarısı Geyve Cephesi komutanı Ali Fuat Paşa‘nın ilgisini çekti. Cemal Bey‘i Geyve Boğazı‘nda görevlendirdi.Cemal Bey‘in Geyve‘ye gönderildiğini öğrenen Yunan Kuvvetleri Komutanlığı 14 Eylül 1920 günü Orhangazi‘yi , 15 Eylül 1920 günü Yalova’yı işgal ettirdi.

Türk Birlikleri Savaş Düzenine Girdi :

İznik bölgesinde bulunan Türk birlikleri Yalova bölgesinde kaydırıldılar. Kurtköy, Mahmudiye, Yörükler bölgesine yerleştirildiler. Yalova Müfrezesi Ali Rıza Bey komutasına verildi. Hüsnü Bey Komutasındaki birlikler 18. ve 19. Hücum Taburları Kurtköy’ün karşısında,  14. Piyade Alayı ile İzmit Taburu Yalova-Orhangazi yolu üzerinde yerlerini aldılar.

26 Ağustos 1922 günü sabahı Afyon Cephesinde yer yerinden oynadı. Yunanlılar ummadıkları büyük saldırıda yenilgiye uğradılar. Savaş alanından kaçabilen Yunan Birlikleri İzmir ve Bandırma yönlerine çekilmeye başladılar. Çekilme bozguna dönüştü.

 

Yalova Cephesi :

 

Savaş düzenine giren Türk Birlikleri 4 Eylül 1922 sabahı 6 top desteğinde Kurtköy’de bulunan Yunan Birliklerine ve Sugören geçidini savunan 47. piyade Alayına saldırdılar. Türk Birlikleri verilen hedeflere ulaştılar. Sugören Boğazı (Geçidi) , Papaz uçtu Tepesi , Kurtköy Türk birliklerinin eline geçti.

 

Sugören Köyü Geçidi Savaşları :

 

Geçidi savunmakla görevlendirilen 47. Piyade Alayı geçidin 500 metre güneyinde, Ayazma Çeşmesinin yakınında , Kuru Çeşme tepe uzantısının doğrultusunda ikinci savunma hattına çekildi.Güney Deresine kadar uzanan tepemsi dalgalı arazi parçasına yerleştiler.

Yunan Alay Komutanı Ortaköy ve Sugören Köyünde savaşa katılmayan birliklerini geçidin bulunduğunu bölgeye kaydırdı. Akşama yakın saatlerde geçit bölgesinde kanlı savaşlar yapıldı. Yunanlılar geçidi geri almak, Türkler ele geçirdikleri geçide tutunmak istiyorlardı. Savaş karanlık bastığı saatlere kadar sürdü.

Yunanlılar ikinci savunma hattını mevzilerini korumaya kararlıydılar. 5-6-7-8 Eylül günlerinde Türk saldırısı durakladı.

9 Eylül 1922 günü Türk Birlikleri Güney Köyü’nün batısından çevirme harekatına giriştiler. Yunan birlikleri de Güney Köyü’nün batısına gittiler. Savaş ormanlık ve engebeli araziye kaydırıldı.

Sugören Köyünden çekilen Yunan Birlikleri 7-8 Eylül günlerinde Sugören Köyü’nün tamamını yaktılar.

Yenişehir ve İznik bölgelerinde sürdürülen savaşlar Türklerin lehinde gelişiyordu. Yunan Birlikleri Bursa yönünde çekilmeye başladılar.

 

Çevirme Harekatı :

 

Halit Paşa, Yalova bölgesinde duraklayan savaşın hızlandırılmasına karar verdi. Savaşın gece savaşlarına dönüştürülmesini Yalova Müstakil (bağımsız) Birliğinin Yunan Birliklerinin gerisine gönderilmesini emretti.

Rasim KOÇAL’ın Güney Köyü yakınlarında mevzilenen birlikleri gece karanlığında yürüyüşe geçtiler. Gecenin karanlığında yolunu şaşıran birlik düşman hattının içine girdi. Yunan askerleri ile burun buruna geldi. Dönüşü olmayan ortama sürüklenmişlerdi.

Komutanlık emrinin dışına çıkmışlardı. Ani karar , kesin sonuç alma zamanı gelmişti. Yunan askerlerinin üzerine silahları boşaltmaya başladılar.

Çevrilmekte olduklarını anlayan Yunan Birlikleri 4 gün savundukları ikinci savynma hattını bıraktılar. Güney Köyünün güneyindeki engebeli ve ormanlık bölgeye çekildiler. Orhangazi’de bekletilen yedek Yunan Birlikleri bozguna uğrayan Yunan Birliklerinin yardımına gönderildiler. Durumu değiştiremediler. İznik bölgesinden çekilen Yunan  Birliklerine karıştılar. Kurtköy ‘ de bozguna uğrayan birlikler Gemlik’te diğer birliklerle beraber Mudanya-Bandırma yönünde uzaklaştılar. 17 Eylül 1922 günü Bandırma’da Türk Birliklerine teslim oldular.

1924 Yılından Sonra Sugören Köyü :         

 

 

Yolu yola bağladılar

Güvenliği sağladılar

Yolcuyu yola saldılar

Gidenlere uyan gelsin

Kalanlara selam olsun.

 

 

Yurtlarından ayrılan göçmenler yaşantılarını sürdürecek tarım alanı arıyorlardı. Sugören köyüne yerleşmek isteyenler değişik ülke ve bölgelerden geliyorlardı.

 

1) Arnavut asıllı göçmenler: Batı Yunanistan ‘dan

2) Dağıstanlılar: Doğu  Kafkasya ‘dan (Güney köyünden )

3) Pomaklar: (Kumanova Türkleri) Güney Bulgaristan ‘dan

4) Yörükler: Kuzey Yunanistan ‘dan

 

Arnavut Asıllı Göçmenler :

 

20-25 haneden oluşan Arnavut asılı göçmenler 1924 yılının Haziran ayında Sugören köyü’ne geldiler. Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunanlılar tarafından yakılan boş köye yerleşmek istediler. Tarıma yönelmeye fırsat bulamadılar. Güney ve Esadiye köyü halkının saldırısına uğradılar. Kendilerini koruyacak, haklarını savunacak çoğunlukta değildiler.

Köyden uzaklaştılar.Geride izleri kaybolan kimlikleri bilinmeyen birkaç mezar bıraktılar.

 

Dağıstan Türkleri ( Kafkasya Göçmenleri ) :

 

Karadeniz’in doğusunda , Hazar Denizi’nin batısında , kuzeyden güneye uzanan Kafkasya Dağları’nın Hazar Denizi’ne bakan yamaçlarında , dar ve aşılması güç tepeler arasında , birbirinden uzak , ufak kabileler halinde yaşantılarını sürdürüyorlardı. Yörelere göre çeşitli diller oluşturdular. 81 ayrı dille etnik grupların kaynaştığı Dağıstan iki bölgeye ayrılır.

Kuzey Dağıstan : Avarların , Hazarların , Peçeneklerin ve Rusların

Güney Dağıstan : İranlıların Arapların , Moğolların , Osmanlıların saldırılarına uğradı. Yerli halk egemen ulusların arasında eridi. Etnik gruplar oluşturdular.

Onuncu yüzyılda bağımsızlığını kazanan Dağıstanlılar , Tabasa Han Şah döneminde feodal Dağıstan Devletini kurdular. İslamiyet’i kabul ettiler. Şafi mezhebini benimsediler.

Rusların , İranlıların ve Osmanlıların saldırıları karşısında bağımsızlıklarını koruyamadılar.15. ve 16. yüzyılda elden ele geçtiler.

1843 ve 1844 yıllarında Şeyh Şamil İran ve Osmanlılardan sağladığı silah ve yardımlarla Dağıstanlıları Ruslara karşı ayaklandırdı.Üstün Rus ordularına ağır kayıplar verdirdi.Ardı arkası kesilmeyen takviyeli Rus ordusunun karşısında yurtlarını savunan Mücahitlerle savaşı daha 10 yıl sürdürdü. Ruslara esir düştü.Rusların egemenliğini kabul etmeyen Dağıstanlılar ’ın bir bölümü Osmanlı Devleti’nden sağladıkları silahlarla 1877 yılına kadar gerilla savaşını sürdürdüler.

1877 Osmanlı-Rus Savaşında Ruslar İstanbul’un kapılarına kadar geldiler.(Yeşilköy-Ayestafanos) Barış yapmak zorunda kalan Osmanlı Devleti Rusların isteklerine boyun eğdiler.Kafkasya Mücahitlerine sağladıkları silah yardımını durdurdular.

Osmanlı Devleti’nden yardım alamayan Kafkasyalılar savaşı bıraktılar. Savaşan Mücahitler Anadolu’ya göç ettiler. Çoğunluğu Kocaeli, Sakarya ve Balıkesir bölgelerine yerleştirildiler.

Kafkasya Türkleri Sugören Köyünde :

 

Ermenilerden bağ , bahçe , ev ve tarla satın alan Güney köyü halkından 6 hane 1914 yılından önce Sugören köyüne yarleştiler. 1915 yılında Sugören köyü Ermenileri yerlerinden uzaklaştırıldılar. Sugören’de kalan Dağıstan Türkleri Ermenilerin mal varlığına dokunmadılar.

1920 yılında yerlerine dönen Ermeniler , köye yerleşen Türkleri Sugören’den uzaklaştırmak istediler.Köyden ayrılmak istemeyen Şerif Ahmet süngülendi. Zorda kalan Türkler Güney Köyü’ne döndüler.

7-8 eylül 1922 günü Sugören köyünden çekilen Yunan birlikleri köyü ateşe verdiler.Köyün tamamı yandı.

Yerlerinden çıkarılan Dağıstan Türkleri , bekleme dönemine girdiler. 1923 yılında Sugören Köyü’ne Yunanistan göçmenlerinin yerleştirileceğini öğrendiler.1924 yılının ilk aylarında Sugören köyüne döndüler. Evvelce satın aldıkları evlerin arsalarına konutlarını yaptılar. Tarlalarını çalıştırmaya başladılar.

1924 yılında Sugören köyüne yerleşmek isteyen Arnavut asıl göçmenleri köyden uzaklaştırdılar.

1925 ve 1926 yıllarında Sugören köyüne yerleşmek isteyen Türk asıllı 134 aile Yunanistan göçmenlerine de aynı taktiği kullandılar kaba kuvvete başvurdular. Köy içinde ve köy dışında olay üstüne olay çıkardılar. Şaban oğlu Seydi tarlasında çift sürerken öldürüldü.

1915 Yılından Önce Sugören Köyü’ne Yerleşen Kafkasya Göçmenleri :

Mehmet oğlu Halit , Seyit Davut, Şamil Mehmet Mirza, Şerif Ahmet , Musa oğlu Mehmet , Ali Rıza oğlu Haşim , Sabri ve Abdullah oğlu Abdürrahim.

Şerif Ahmet 1920 yılında öldürülmüştür.

1924 Yılında Sugören Köyü’ne dönen Kafkasya Göçmenleri Seydi’nin öldürülmesinden sonra soruşturma konusu oldular. Ermeniler Döneminde , tapu kaydı ile bağ, bahçe , tarla satın alanlar tespit olundular.Mehmet oğlu Halit tapu kaydı ile köye yerleştiğini kanıtladı.Diğerleri kanıtlayamadı, köyden uzaklaştırıldılar.

Bulgaristan Göçmenleri :

Bulgarların Polivezeler,Ovalılar , Kumanovalılar; Yunanlıların Ariyen Irk , İskenderin Torunları dedikleri Pomaklar, Orta Asya’dan Bulgaristan’a göç eden Kuman Türklerinin bir koludur. Çin’in kuzeyinde yaşayan Kumanlar Çinlilerle sürekli savaş yapıyorlardı.Kumanların saldırılarından usanan Çinliler , Çin seddini yaptırdılar. Silah gücü ile Kumanları ortadan kaldıramayan Çin hükümdarları Kumanların güç kaynağını araştırdılar.Kutlu Taş’ın varlığını öğrendiler. Kutlu Taş’ı yok etmeye karar verdiler. Kuman beylerine elçiler gönderildi. Kıymetli taş ve mücevherlerle beylerin gözlerini boyadılar. Kutlu Taş’ın satılmasını sağladılar.Çinliler satın aldıkları Kutlu Taş’ın kökünü kazıdılar , yapmakta oldukları Çin seddinde kullandılar.

Aradan birkaç yıl geçti.Akan ırmaklar kurudu, göllerin suyu çekildi.Toprak ürün vermez oldu, kıtlık bölgeyi sardı.Sürüler açlıktan , susuzluktan kırıldılar , Kumanlar yoksul düştüler

Çinliler taşı satan beyleri kötüleyici haberler yaydılar.Halkı beylere karşı ayaklandırdılar.Beyler kendi aralarında kanlı savaşlara girdiler.Ezeli düşmanları Çinliler’i unuttular.

Kıtlık ve savaştan bıkan Kumanların bir bölümü Hazar Denizi’nin kuzeyine , Volga Nehri kıyılarına göç ettiler. Volga Nehri kıyılarında Ruslarla karşılaştılar. Yağmurdan kaçan Kumanlar doluya tutulmuşlardı. 1016-1212 yılları arasında ardı arkası kesilmeyen savaşların içine düştüler.

Arapların , Türkistan’ı ele geçirdikleri yıllarda İslamiyet’i kabul ettiler. Hanefi mezhebini benimsediler.

Rusların saldırılarından bıkan Kumanlar Romanya, Macaristan ve Bulgaristan’a göç ettiler.Kendi adlarını verdikleri Kumanova ile Filibe arasında kalan alana dağıldılar.( Kumanova-Yugoslavya, Filibe-Bulgaristan )

Kendileriyle beraber gelen Peçeneklerle federatif devlet kurdular. Bizanslılara karşı savaştılar. Bizanslılar federatif devletin yöneticileri arasına ikili k soktular. Devlet yönetimi yıkıldı.Güçsüz kalan Kumanlar Bizanslıların yönetimine girdiler.

 

Tarih bir ulu kervan ; Dün , bugün , yarın uğrar.

Dikkat et gafil yolcu önünde uçurum var.

 

Bulgaristan Göçmenleri Sugören Köyü’nde :

Bulgaristan’ın çeşitli bölgelerinden yola çıkan göçmenler Filibe’de toplandılar. Trenle İstanbul’a getirildiler. Anadolu’da akrabaları bulunan kişiler akrabalarının bulundukları köy, kasaba ve şehirlere gönderildiler. Anadolu’da akrabaları bulunmayan göçmenler Vapurla Gemlik ilçesine, oradan Orhangazi’nin Sölöz köyüne ulaştırıldılar.

Sölöz köyüne gelen Bulgaristan Türkleri nüfus kağıdı almak istediler. Orhangazi Kaymakamlığına dilekçe verdiler. Kaymakamlık İç İşleri Bakanlığı’ndan gönderilen yazılı emri dilekçe sahiplerine duyurdu. Yazılı emirde “Göçmenlerin Eskişehir bölgesine yerleştirilecekleri, nüfus kağıtlarının Eskişehir’den verileceği bildirildi.

Eskişehir’in Osmaniye köyüne gönderilen göçmenlerin bir bölümü Osmaniye’de iki ay kadar kaldılar, tekrar Sölöz’e döndüler.

Tevfik DERELİ’nin Anılarından :

Lozan Antlaşması dışında bırakılan Bulgaristan Türkleri toplu halde değil parça parça Bulgaristan’dan ayrıldılar. Çeşitli yollardan Anadolu’ya ulaştılar. Karayolundan ve denizyolundan  Anadolu’ya göç eden göçmenler beğendikleri yerlere yerleştiler.Devlet yerleştirme işine karışmadı. Osmaniye Köyüne giden göçmenlerden iki hane Sölöz’e döndü. Ak Ali ( Mestan Ali ) yerleşecek köy arıyordu. Sugören Muhtarı Molla Ahmet ile tanıştı. Molla Ahmet’in önerisine uydu, Sugören Köyüne yerleşmeye karar verdi. Köyün doğusunda Molla Ahmet’in gösterdiği arsalara konutlarını yaptılar. Sugören Köyüne yerleşmek isteyen altı-yedi hane Bulgaristan göçmeni Mestan Ali’nin peşinden ayrılmıyorlardı.

1925-1926 yılında köyün doğusunda konutlarını yapan göçmenler bekleme dönemine girdiler.Ak Ali Sugören köyünü beğenmiyordu.Yaptıkları konutları bıraktılar, Ak Ali’nin gittiği Sölöz ve Karacabey bölgesine gittiler

Sürekli yer değiştirdiler. 1927-1928 yıllarında Sugören Köyüne döndüler.Sugören Köyüne dönen Bulgaristan göçmenlerine köyün batısında arsa gösterildi.Köyün bugünkü yerleşim düzeni oluşturuldu.

 

Paşmaklı ili Bedan ve Breze Köylerinden Göç Eden Bulgaristan Türkleri :

Mestan Ali ( Ak Ali ), Kara Ali , Selim Kahya , Davut Hoca , Salih CEVLAN , Bayram Usta , Hüsmen Ağa , Yusuf ÇEPİŞ , Hasan BORAZAn , Hamit SİNGER , Şaban SELVİ , Hasan TIRPAN , Salih BOYAR , Çavdar Ali , Fehim TIRPAN , Buldan Ali.

Muğla Köyünden : İbrahim KOYUNCU , Salih KOYUNCU.

1927-1928 yıllarında Sugören Köyüne yerleştirilen Bulgaristan göçmenlerinin kadınların hemen hemen hepsi , erkeklerin yarısından çoğu Türkçe konuşmasını bilmiyorlardı.Az zamanda uyum sağladılar.Göçmenlerin tamamı Türkçe konuşmasını öğrendiler.

Yunanistan Göçmenleri ( Yörükler ) :

Sugören Köyüne yerleştirilen Yunanistan Türkleri’nin Ataları Osmanlı Devleti’nin kurucuları ile önce Mardin’e geldiler.Karlı dağları aştılar, Elazığ üzerinden Tokat’a ulaştılar.tokat bölgesine yerleştiler.Orhan Gazi Dönemi’nde Avrupa’ya adım atan Türkler Rumeli’nin Türkleştirilmesine önem verdiler.

Anadolu’dan Rumeli’ye göç başlatıldı.Tokat’a yerleşen atalarımız Konya-Aydın-Çanakkale yolunu izlediler,Rumeli’ne ayak bastılar.Sürüleri önde , kendileri arkada yıllarca yürüdüler.Yunanistan’ın kuzeyinde , Bulgaristan’ın güneyinde yerleştiler.Topolnik adı verilen bölgede yaşam mücadelesi verdiler.

Anadolu’ya Göç Başladı :

Lozan Antlaşması hükümleri gereğince,Anadolu’da yaşayan Rumlar Yunanistan’a,Yunanistan’da yaşayan Türkler Anadolu’ya göç ettirildiler.1923 yılının son aylarında Göçmen Mübadele Komisyonları kuruldu.1924 yılının ilk günlerinde uluslar arası örgütün gözetiminde çalışmaya başladı.

Topolnik bucağı halkı taşınabilir ve taşınmaz mallarını 1924 yılı Şubat ayında Yunanistan temsilcisine teslim ettiler.Orta mahalleden 471 , dere mahalleden 353 , aşağı mahalleden 172 kişi Mart ayının ortalarında yola döküldüler.Nisan ayının ortalarında da Selanik rıhtımına ulaştılar

Yazılı belgelere göre 12 değirmen,16 kiremit fırını,4 yağhane ve 234 ev geride bırakıldı.

Hacıbeylik istasyonunda bir araya gelen yöneticiler o güne kadar toplanan paraları,yapılan harcamaları gözden geçirdiler.Borçlular borçlarını ödediler,alacaklılar alacaklarını aldılar.Eski defterler kapatıldı.

Mübadele Komisyonu’nda görevlendirilen Molla Ahmet,hangi geminin hangi iskeleye yanaşacağını,Anadolu’nun iklim şartlarını öğreniyordu.Karadeniz ve Marmara bölgelerinin Rumeli havasını anımsattığını,göçmenlerin Karadeniz ve Marmara iskelelerine göçmen taşıyan vapurlara binmelerini öneriyordu.Güneş ve yağmur altında vapur bekleyen ve beklemekten usanan kişiler rıhtıma yanaşan Akdeniz vapuruna binmeye başladılar.Molla Ahmet’in sözlerini dinleyen yoktu.”Bugüne kadar seni dinledik.Bundan sonra sen bize uyacaksın” diyorlardı.Molla Ahmet çoğunluğa uydu.

2 Mayıs 1924 günü pasaportlar dağıtıldı.Kumanyalar verildi,gemi iskeleden ayrıldı.

Anadolu Toprağına Ayak Basan Yunanistan Türkleri :

 İki günlük deniz yolculuğu İzmir’in Urla ilçesinde noktalandı.İskeleye ayak basan bağrı yanık göçmenlerin bir bölümü Anadolu toprağını öpmeye başladılar.Allah’a şükür duasında bulundular.Bir hafta karantinada bekletildiler.Sağlık kontrolleri yapıldı,hamama sokuldular,aşıları gerçekleştirildi.Kullandıkları eşyalar buharlı kazanlardan geçirildiler,tekrar vapura bindirildiler.

17 Mayıs 1924 günü Mersin iskelesine ulaştılar.Mersin’de bekletilen at,eşek ve öküz arabalarına yerleştirildiler.Dağıtım merkezinden yola çıkan göçmenler Akşehir,Adana,Kozan ve Kayseri’nin ilçe ve köylerine dağıtıldılar.Rum ve Ermenilerden kalan boş evlere yerleştirildiler.Kayseri bölgesine gönderilen göçmenlerin çoğunluğu Taşçı ve Gürümze’de iskan edildiler.

Çeşitli nedenlerle Topolnik’ten ayrılan ve Bulgaristan’a sığınan Topolnik halkı Kurtuluş Savaşı’nın sonuna kadar Bulgaristan’da kaldılar.

Savaştan sonra Edirne,Kırklareli ve Tekirdağ’ın ilçe ve köylerine yerleştirildiler.Vize,Uzunova ve Tekirdağ bölgelerinde çoğunluğu sağladılar.

Sugören Köyü’nde :

 Yadeller aldı beni

Gurbete saldı beni.

Selanik’te Molla Ahmet’in sözlerine kulaklarını tıkayan göçmenler,Mersin’de bekletilen araçlarla Adana üzerinden Ceyhan’a gönderildiler.O yıllarda Ceyhan suyunun üzerinde köprü bulunmuyordu.Sala bindirildiler,karşı kıyıya çıkarıldılar,yola devam ettirildiler.Kozan’a ulaştılar.Göçmenlerin bir bölümü Kozan ve köylerinde Ermenilerden kalan boş evlere yerleştirildiler.

Mümin KURDAN’ın Anılarından :

Sugören ( Çengiler ) Köyü’ne Yerleşme Girişimleri :

Orhangazi’nin Ortaköy’üne yerleştirilen Gürgova göçmenlerinden bazı kişiler İnegöl pazarında alışveriş yapıyorlardı.Pazar yerinde Topolnik göçmenlerine rastladılar.Nereye yerleştiklerini sordular.Topolnik göçmenleri başlarından geçen olayları anlattılar,hiçbir yere yerleşemediklerini söylediler.

Gürgova göçmenleri “ Bizim köyün yanında Ermenilerden kalan boş bir köy var.Siz de o köye yerleşin” önerisinde bulundular.

Öneriyi değerlendiren köyün ileri gelenleri Musa İbrahim,Bayram Onbaşı ve Hasan MAKİNACI önerilen köyü görmeye gittiler.Görücüler Ortaköy muhtarı Şaban Efendi’nin konuğu oldular.Kurtuluş Savaşı’nda yıkılan köyü beğendiler.İnegöl’e döndüler.İskan kararı alınması girişiminde bulundular.Görücüler Ankara’ya gönderildiler.İçişleri Bakanlığı İskan Genel Müdürlüğü’nden “Siz gidin,iskan kararını Orhangazi Kaymakamlığı’na göndereceğiz.” sözünü aldılar.

    Sugören Köyü’ne İlk Gelenler :

 Yaslı gittim,şen geldim

Aç koynunu ben geldim

Bana bir yudum su ver

Çok uzak yoldan geldim

 Musa İbrahim,Ali Osman OCAK, Bayram Onbaşı,Molla İbrahim, Abdullah YAZICI Hoca , Yusuf KÖSE , İbrahim BORAZAN,Manav İbrahim, İsmail ŞEKER Hoca‘dan oluşan ilk göçmen topluluğu 1925 Mart ayının son günlerinde Sugören Köyü’ne geldiler.Barınacak ev yoktu,yangın yerinde ayakta kalan camsız çerçevesiz kiliseye sığındılar, köye gelenlerin sayısı hergün biraz daha artıyordu.Mayıs ayının sonuna kadar 80 haneye ulaştı. Kepsüt’ten Sugören’e dönen Molla Ahmet köye gelenlerin arasında görev bölümü yapmasını önerdi.

Sugören Köyü’nün İlk Yönetim Kurulu Üyeleri :

Muhtar : Molla Ahmet

Köy Sandığı Emini : Ali Osman OCAK

Yönetim Kurulu Üyeleri : Musa İbrahim,Hasan MAKİNACI,Abdullah YAZICI, Bayram Onbaşı

Halk Fırkası Kurucu Üyesi ve Köy İmamı : İsmail ŞEKER Hoca

Köy Korucusu : Abdullah Oğlu Hasan

 

İlk Konutun Temeli Atıldı :

 9 Mayıs 1925 günü Molla Ahmet ilk konutun temelini attı.Aynı gün Kamber Ali ikinci konutun yapımına başladı, 10 günde yirmi konut yükselmeğe başladı.Yıl sonuna kadar konutsuz göçmen kalmadı .(93 hane)

Kayseri’den Gelen Göçmenler :

Akrabalarının yanına yerleşmek isteyen göçmenlere zorunlu iskan kanunu uygulanıyordu.Bir yerden diğer bir yere yer değiştirme olanağı yoktu.Parçalanmış aileler mülki amirlerden alacakları belgelerle bu uygulamanın dışında kalıyorlardı.

Her güçlüğü göze alan 41 hane taşınabilir eşyalarını sırtladılar,sürülerini önlerine attılar,kendileri arkada,kimisi yaya,kimisi binek yola döküldüler.

Kayseri’den Göç Edenler Sugören Köyü’nde :

1925 yılı Kasım ayı sonlarında Sugören Köyü’ne ulaşan 41 hane göçmen topluluğunun isim listesi Orhangazi Kaymakamlığı’na verildi.( 15 Aralık 1925 )

Kayseri göçmenlerinin Kayseri’de yerleştirildikleri,konut ve tarla verildiği,bu nedenle Sugören köyünde arsa ve tarla verilemeyeceği,geldikleri yere dönmeleri köy yönetim kuruluna duyuruldu.

Köy yönetim kurulu Sugören Köyü’ne gelen Kayseri göçmenlerinin parçalanmış aile bireyleri olduğunu,geri dönmelerinin mümkün görülmediğini savundu.Orhangazi İskan Memurluğu Bakanlar Kurulu’nun savunduğu gerçekleri şartlı kabul etmek yolunu seçti.Konut arsası verilecek,tarla dağıtımından faydalanamayacaklardı.

Sugören Köyü’ne Kabul Edilmeyen Göçmenler :

 

Yerde gezer,gökte uçar

Kendisine paha biçer

Yer,içer,gelip geçer

Eşi dostu görmez olur.

1936 yılında Kayseri’den Sugören Köyü’ne gelen Müftü Ahmet Efendi akrabaları ile hasret giderdi.Kayseri’ye dönerken Develi yakınlarında kar tipisine yakalandı,yolda öldü.Geride kalan çocukları ve yakın akrabaları 1937 yılında Sugören köyüne yerleştirilmek istediler.Köy yönetim kurulu yeni gelenleri hoş karşılamadı.Köye yerleşmelerine engel oldu.

Köy yönetim kurulu üyelerinden Abdullah Hoca kız kardeşlerinin çocuklarına sahip çıktı.Köyde kalmalarını sağladı.Külüşlü Halide ve çocuklarının elinden tutan olmadı.Sahipsiz kalan Halide ve çocukları köyün dışına çıkarıldılar.Köyün dışında çerden çöpten çadır kuran Halide ve çocukları köye yerleştirilir ümidi ile güneş ve yağmur altında aylarca beklediler.Köyün kenarından ayrılmayan göçmenlerin köy sınırı dışına çıkarılmasına karar veren yönetim kurulu garibanların çadırını başlarına yıktırdı.Korucu gözetiminde Orhangazi sınırına kadar uzaklaştırıldılar.

Sugören Köyünde Yerleşme Düzeni :

1926 Yılında : Bulgaristan Göçmenleri köyün doğusunda ,  Kafkasya göçmenleri köyün batısında, Yunanistan göçmenleri her iki toplumun arasında konutlarının yaptılar.Bulgaristan göçmenleri Sugören köyü’nü beğenmeyip uzaklaştılar ancak bir yıl sonra tekrar geri döndüler.

1927 Yılında :Kafkasya göçmenleri köyün batısında , Yunanistan göçmenleri köyün doğusuna kadar uzanan bölgede ,Bulgaristan göçmenleri ise iki toplumun arsında konutlarını yaptılar ve köyün bugünkü yerleşim düzeni oluştu.

Kafkasya göçmenleri ile Yunanistan göçmenleri arasında  tarla anlaşmazlığı patlak verdi.Köye gönderilen soruşturma heyeti iki tarafın şikayetlerini değerlendirdi.1915 yılından önce köye yerleştiğini tapu kaydı ile kanıtlayan Mehmet oğlu Halit Sugören Köyü’nde bırakıldı.Diğerleri geldikleri Güney Köyü’ne gönderildiler.